İnsan, bir acıyı çekmeye mahkum edilmişse kaçamıyordu kaderinden. Adımları birbirine dolanıyor, koşamıyordu. Öylece eli kolu bağlı vaziyette, mahkum edildiği şeyi yaşıyordu.
Herkese merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Kimsesizler Coğrafyası ile geldim.
6 Şubat’ın bıraktığı acıyı ve o gün yaşanan çaresizliği unutmak gerçekten mümkün değil… İnsan o günü düşündükçe içi yeniden ağırlaşıyor. Bu kitap da tam olarak o yıkımın ortasında kalan insanların hayatına, kayıplarına ve umut etmeye devam edişlerine ışık tutuyor.
Ali’nin savaşla başlayıp depremle devam eden yaşam mücadelesini okurken bazı satırlarda durup uzun uzun düşündüm. İnsan olmanın, bazı coğrafyalarda ne kadar zor sınavlardan geçtiğini çok derinden hissettiren bir kitaptı. Yıkımın içinde bile sevgiyi, dayanışmayı ve hayata tutunmayı anlatması beni en çok etkileyen şeylerden biri oldu.
Özellikle Ali’nin yaşadıkları, savaşın ve kayıpların insan ruhunda bıraktığı izleri çok derin bir şekilde hissettirdi.
Kalemiyle böylesine etkileyici bir hikâyeyi bizlerle buluşturan Zekeriya Çetin’e teşekkür ederim. Duygusu uzun süre etkisinden çıkamayacağım, çok anlamlı bir eserdi.
Bu kitabı okurken insan bir an durup düşünüyor… 6 Şubat’ta yaşanan acılar hepimizin hayatına bir şekilde dokundu. Aynı şeyleri yaşamamış olsak bile o çaresizliği, o bekleyişi ve insanların birbirine tutunma çabasını hep birlikte hissettik.
Ali’nin hikâyesi bana şunu düşündürdü; insan en karanlık anlarda bile yalnız olmadığını bilmeye ihtiyaç duyuyor. Ayakta kalmamızı sağlayan en önemli şey de birbirimize umut olabilmek… 🖤
Selim ve Hümeyra’nın aşkı birbirlerine olan destekleri dibi görmüş bir adam yılmadan pes etmeden azimle zorluklara gögüs germiş her okurun ders çıkaracağı bir hikaye yüreğine sağlık elif Özcan 💙