Gizem Karadereli

“Buna göre ölüler nasıl ki ışığı göremezlerse, yaşayanlar da karanlığı ölüler kadar iyi göremezlerdi.. Ne var ki uyku, ölümün kardeşi olduğu için, uyuyan birisi karanlığı, sözgelimi gözlerini kapatmakla yetinen birinden belki daha mükemmel görebilirdi.. Cahil adam da böylece, dünyayı görmediği zaman gördüğü karanlığın içinde sayısız düş olduğunu bu sayede buldu..
Sayfa 199 - İletişim
Alıntı
Reklam
“Her şey ben ve benim düşüncelerimden ibaret olsa da bu dünyada yaşamak zevkli bir şey” diyordu, “Sen! Oğlum! Sen benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin.. Bana şu anda dokunuyorsun.. Ama ben sana dokunamıyorum.. Çünkü düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?”
Sayfa 127 - İletişim
Alıntı
“Sizler, hepiniz, içinde yaşadığınız dünya, Konstantiniye, her şey, sadece ve sadece benim düşüncemde varsınız” dedi, “Rendekâr yanılıyor: Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim.. Düşündüğüm için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığını dünya..”
Sayfa 127 - İletişim
Alıntı
Ben bu dünyaya bilmek için geldim.. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın, gerekse öte dünyanın bilgisi.. Bu yüzden öğrendiklerimi akıl terazisinde tartıp doğru olup olmadıklarına bakarım..
Sayfa 122 - İletişim
Alıntı
“İnsanların Dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti.. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı.. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir alem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin veriyorlardı.. Oysa Uzun İhsan Efendi, Dünya’nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi.. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı.. Kuran’ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes, dünyayı onun gibi okuyup şahadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı.. Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi.. Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti.. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya’nın şahidi olmaktı..
Sayfa 90 - İletişim
Alıntı
Reklam