Bu kitabı lise yıllarında okumuştum bende büyük bir etki bırakmıştı akıcı ve duygu dolu bir kitap olduğu için hemen bitirmiştim ki yazarı benim için çok kıymetli en sevdiğim yazarlardan diyebilirim sizlere tavsiye ederim bu kitabı iki kere okumuş biri olarak yani duygusal zekası yüksek birinin bu kitabı okurken çok yoğun duygular hissedebileceğini düşünüyorum
İnsan bazı duyguları o kadar derin yaşar ki, onları anlatacak kelime bulamaz. Raif Efendi’nin suskunluğu tam da bu yüzden insanı yoruyor; çünkü o suskunlukta yaşanamamış bir hayat var.
ve güz geldi ömür hanım. dünya aydınlık sabahlarını yitiriyor usul usul. insanın içini karartan bulutların seferi var göğün maviliğinde.
yağmur ha yağdı ha yağacak. incecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin. hüznün bütün koşulları hazır. nedenini bilmediğim bir keder akıyor damarlarımdan. kalbimin üstünde binlerce bıçak ağzı, yüzüm ömrümün atlası, düzlükleri bunaltı, yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir engebeler atlası. yaşamak bir can sıkıntısı mıdır ömür hanım?
her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar?
göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu? bir güz düşünün ki ömür hanım, ilkyazı olmamış, yazı yaşanmamış. böyle bir güzün hüznü hüzün müdür? başlamanın bir anlamı varsa bitişi göze almak, bitişin bir anlamı varsa başlangıcı olmak değil midir?
yaşamı düz bir çizgide tutmak tükenmektir. yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak nasıl yenilik olur tükenmek değil de?