Parke taşlarında ya da döşemlerde yankılanan ayak seslerim onlarınkine benziyordu, ama yüreğim yanı başımda çarptığı halde,uzaklara sürülmüş, yabancı bir bedenin hayali efendisiydi.
İnsanın kendine kurabileceği en büyük imparatorluk, bedeniyle, ruhuyla kendini, kaderin hayatını geçirmesini emrettiği yer ve alan olarak değerlendirip, kendine karşı duyarsızlaşmasıdır.
Yapayalnız olmak ne kadar da güzeldir! Kendi kendine yüksek sesle konuşabilmek,kimseyle göz göze gelmeden gezinebilmek, sandalyede kaykılıp hiçbir sesin bölmeyeceği düşlere dalabilmek! O zaman ev geniş bir çayır olur, oda ise koca bir park. Sonunda kral olmuşuzdur.