z.

Sen ne kadar kaçsan da, ıskalasan da, görmezden de gelsen, kafanı kuma da gömsen, kalbine kilit de vursan, hayatın sana bir diyeceği varsa, sinsi sinsi bekliyor sırasını, yıllarca. Öyle sabırlı. Öyle fil hafızalı, öyle unutmuyor hayat. Sen sabaha kadar unuttum diye sağalt ruhunu. Gömdüm san. Defter kapanmayınca kapanmıyor.
Çürümenin Bahçesi·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ve hiç düşünmeden yeşilin ne kadar yeşil olduğunu ve kahverenginin ne kadar kahverengi. “Ne kadar olacaksa o kadar olacak,” dedim kendime, “bu yeni hikâye önümde uzanan, dolana dolana giden yollar gibi.” Nerede yorulacağım, nerede yitireceğim hevesimi ya da nerede uçar gibi koşacağım, nerede yüreğim ağzımda atacak, hiç düşünmedim. Beklememeyi öğretiyorum çünkü kendime. Kurmamayı, hayatın işine karışmamayı bazen. Yarının kestirilemez hallerine önceden isim takıp da, koşullamamayı kendimi.
Bir Bahçeyi Beklemek·Kitabı okudu
“Bazen hayatta hiç beklemediğin bir anda karşına bir şey çıkar ve parmağını uzatıp bir şey gösterir sana.” “Neymiş o şey?” “Bir roman kahramanı mesela. Kitapta bir laf eder. Altı çizilecek cilalı cümlelerden değil ama, kendi halinde bir cümle. Bir tek sen cımbızlarsın onu kitabın kalabalığından. Sırf sana bir şey anlatır o cümle. Başka herkese susar.”
Kurtarma Gemisi·Kitabı okudu
Bir yarayı iyileştiren, her şeyden önce orada bir yara olduğunu kabullenmekti.
Telefon Kulübesi·Kitabı okudu
Anneden kızına yeraltı suları akıyordu. Kadından kadına akan incecik nehirler. Erkekler görmüyordu o nehirleri. Bir tek sen, bir gün, aniden, annene ait olanların yıllarca akıp en nihayetinde kıyında biriktirdiği alüvyonu gördüğünde anlayacaktın bunu. Önce çok şaşırıp sonra sevinecektin bir şeyin devamı, bir şeyin geriye kalanı, bir şeyin birikeni olduğuna. Aitlik duygun depreşecekti içinde bir yerde. Ve asla atamayacaktın o yoğurt kaplarını bir gün lazım olurlar diye.
Domates Tohumları·Kitabı okudu