z.

Bir kadının kızı olmak ne müthiş bir şeydi. Kemerli bir burun da olsa, tek başına bir şeye benzemeyen bir işaret parmağı da, muhteşem annelerin bize sundukları bu kutsal hediyeleri ölene dek yanımızda taşıyacak olmamız, ne büyük mucizesiydi hayatın. Bu gizli alametleriyle hep “Sen bendensin” diyeceklerdi bize. “Benim hamurumdan, benim toprağımdan, benim kökümdensin. Aynı bahçenin mahsulüyüz biz.” Bir kiraz ağacının sürgün verdiği yerden uzayıp günün birinde aynı çiçeği açması, aynı yaprağı büyütmesi gibi bir dalın ucunda... Yaş aldıkça daha da serpilen, hayatın uçsuz bucaksız topraklarına yayılan bir hikâyeydi bu üstelik. Kendini bir gün ağzından annen konuşurken yakaladığında, mağazanın aynasında sırtındaki o tanıdık kamburu gördüğünde, mutfak dolabını açıp da biriktirdiğin yoğurt kapları üzerine devrildiğinde, iki kaşının ortası aynı onunki gibi kırıştığında, annenin gülme çizgileri yüzünün aynı yerlerine çizildiğinde, bir zamanlar sıkıca tutunduğun ona hiç benzemediğin iddiasını alıp gömecektin tarihin sayfalarına.
Domates Tohumları·Kitabı okudu
Reklam

z.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·166 syf.·
2021 13. kitabı
Barış Bıçakçı
7.6/10 · 4.366 okunma
“Ben doğru dürüst konuşamadığım, konuşmaktan tat almadığım birine âşık olamam. Konuşmak için de ortak bir dil, ortak bir duyarlılık gerekir değil mi? Ortak dili bulmanın zorluğundan söz ediyorum. Kibir değil bu!”
...yolda olma duygusunu, o çılgın aidiyetsizliği çok sevmişti: Bulutlar var, dağlar ve ovalar var, daha ileri de gidebilirim, geri de dönebilirim. Kenarları beyaz çizgili mavi yol tabelalarının üzerindeki harfler, sayılar öyle hoş ve tanıdık geliyordu ki, bunlar Cemil için ülkenin dört bir yanına dağılmış bir kitabın sayfalarıydı. Heyecanla okuyordu bu kitabı. Yolculuklarında benzin istasyonları, yol üstü lokantaları, çay salonları, hatta kötü kokan tuvaletler bile bir hikâyenin içinde olduğu duygusunu veriyordu. Derme çatma, kapısı açık, pis bir tuvaletin kaba ağaç doğramalı camsız, küçük penceresinden görünen manzara. Çerçevelenmiş ışıklı güzellik, pırıl pırıl ve şaşırtıcı. Hadi Gidelim.
Bazen de salondaki müzik setinde aynı şarkıyı biter bitmez başa alarak defalarca dinliyordu. O şarkı dışında hayatta hiçbir şeye tahammül edemeyecekmiş gibi görünüyordu. Nazlı evet, şarkıyı seviyordu ama sanki başa dönme eylemini de en az şarkının kendisi kadar seviyordu.
Reklam