Hayat işte. Evde hayal kuruyor, sonra sokağa çıkıyor ve hepsini tek tek gömüyorsun bir yerlere. Hayatın aklındakiyle alakası yok. Eter koklatılıp bayıltılmış ve hiç bilmediğim bir yere getirilip bırakılmış gibiyim. Eve dönmek istiyorum artık. Kendime dönmek.
-Konuşmaktan başka nemiz var ki?.. dedi.
Eleştiri, özeleştiri, yergi, savunma, başkaldırma, ola ki bencil bir mutluluk, her şey vardı bu sözlerde. Söylenişindeki bütün sadeliğe, vurgusuzluğa karşı çarpıcı acılık, bu çelişkili karışımdan geliyordu: Konuşmaktan başka nemiz var ki?..Ya ondan da yoksunsak?..
Büyük bir gürültüyle akan suya baktı, elini tuttu, ılıktı tam istediği gibi.Fakat yine de bir giremiyordu suyun altına.Değişmek istemiyorum da ondan.Bu suyla birlikte içindeki her şey akıp gidecek.Sonra yavaşça girdi. Hiçbir şeyin akıp gideceği yok.Ne kolay öyle! Korkaksın da ondan.Her şey hemen değişiversin istiyorsun.Sanki daha mı iyi olurdu?.. O zaman da peşinden koşar,bir türlü yetişemezdin.Şimdi de geri kalıyorum; bak şimdi de...