"Bu dünyada çobansız da ,köpeksiz de yaşanabilirmiş .Ama bunu anlamak için her defasında bu kadar kanlı kurbanlar verecek olursak çok çabuk neslimiz kurur.Bari siz gözünüzü açın da ,ilerde başınıza yeniden itler,hele kendilerini kurt sanan palavracı itler musallat olursa ,sürüyü canavarlara parçalatmadan onları defetmeye bakın!"
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurdurmayınız.Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa ,onun yıkılmaz ,devrilemez bir şey olduğunu sanmayın .En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."
Niçin hep acı şeyler yazayım ? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar."Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?"diyorlar."Hep açlardan ,çıplaklardan ,dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden ; cezaevlerinde ruhları kemirile kemirile eriyip gidenlerden;doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler ,iyi güzel şeyler kalmadı mı? Niçin yazılarındaki bütün insanların benzi soluk ,yüreği kederli ? Bu memlekette yüzü gülen ,bahtiyar insan yok mu?"
"Doktorun da iyisini helal süt emmişini buluncaya kadar hayli dolaşmışlar,hayli masrafa girmişler.Maazallah insan bir soysuzun eline düşerse malına mı canına mı yanacağını bilemezmiş."