Charles Handy de benzer şekilde şunu söyler: “Ne kadar eğlenceli olursa olsunlar bu sanal cemaatler sadece bir yakınlık yanılsaması ve yalandan bir cemaat hissi yaratmaktan başka işe yaramazlar.”
Şeyler ancak ortadan
kaybolduklarında, işe yaramaz hale geldiklerinde, saçma
sapan davranmaya başladıklarında veya bize hayal kırıklığı
yaşattıklarında onların farkına varma, onları araştırmamızın odağına koyma ya da tefekkür dünyamıza katma eğilimindeyiz.
Dolayısıyla umutsuzluk, moralsizlik ve eğitimsizliklerini, hayata tutunma gayretinden doğan bir 'dinamizmle' pozitif sonuçlara çevirebilme enerjilerini taşıyabiliyorlar.
Karşıtlıklarla dolu bu dünyada kendimize bir yol bulmaya çalışıyoruz. Gittikçe karşıtlıkların kural haline geldiği, kişinin gündelik yaşamının her alanında, her anında bu karşıtlıklardan birini seçmeye zorlandığı bir çağda ve toplumda, karşıtlıklar arasında bir köprü kurma çabasını canlı tutmaya çalışıyoruz.
Aşk, sorun çıktığında sığınabileceği hiçbir liman bırakmaz ardında. Kendisini neyin beklediğini, geleceğin ona ne getireceğini bilmez. Bulutları dağıtacak ve kaygıyı bastıracak güveni asla bulamaz. Aşk, belirsiz ve nüfuz edilemez bir gelecek üzerindeki ipotektir.