Bugünün hastaları bastırılmış dürtülerden çok özgürlükle başa çıkmak zorundalar. Artık “yapmak zorunda oldukları” ya da “yapmaları gereken” şeyler aradında itilip kakılmıyorlar; seçim problemleriyle uğraşıyorlar- neyi yapmak istediklerine karar vermekle cebelleşiyorlar.
Mazoşist kişinin bağımlılığının açık olmasına karşın, sadist kişi bağlamındaki beklentimiz bunun tam tersidir. Sadist kişi yönettiği insan ihtiyaç duyar, hem de ölesiye, çünkü kendi güçlülük duygusunun kökleri, birisinin efendisi olduğu gerçeğinde yatmaktadır.
Üç çeşit sadizm eğilimi buluruz. Bunlardan birisi, başkalarını kendine bağımlı kılmak ve onlar üzerinde mutlak ve sınırsız bir erk uygulamak. İkincisi, sadece mutlak anlamda başkalarını yönetmeye değil, ayrıca onları sömürmeye, kullanmaya, onlardan çalmaya, ciğerlerini sökmeye, deyiş yerindeyse onlarda yenebilecek olan her şeyi yalayıp yutmaya yönelik dürtüden oluşur. Üçüncüsü, başkalarına acı çektirme ya da onların acı çektiğini görme arzusudur. Bu acı fiziksel olabilir ama çoğu durumda bu ruhsal bir acıdır. Bu arzunun amacı, başkalarını aktif bir şekilde küçük düşürmek, utandırmak, yaralamak ya da onları utandırıcı ve küçük düşürücü durumlarda görmektir.
İyi uyum sağlama bakımından normal olan kişi çoğu kez insanca değerler açısından nevrotik kişiden daha az sağlıklıdır. Çoğu kez ancak ondan beklendiğine inandığı kişi olmak için kendi özünü bırakmış olma pahasına iyi uyum sağlayabilir. Olanca doğal bireysellik ve kendiliğindenlik yitirilmiş olabilir . Öte yandan nevrotik kişi, kendi özü için giriştiği mücadelede hepten teslim olmaya hazır olmayan bir insan olarak tanımlanabilir. Kuşkusuz , kendi bireysel özünü üretken bir yoldan dile getirmek yerine nevrotik belirtiler yoluyla ve bir hayal dünyasına çekilerek kurtuluş aramıştır.