Ve ayrılmadan önce diyor ki: oğlum, sen ailemize leke sürecek bir şey yapmadın. Yüz kızartıcı bir suç işlemedin. Fikir suçu diye bir şey varsa, ki bence olmamalı, seni ondan aldılar … 
Sen kalıyorsun,diye fısıldıyor, ben gidiyorum. Bu sözcükleri kardeşine iletiyor: Hayatımı sana vermem istiyorum. Al, senin olsun. Sana vermek istiyorum…
Ayrılıklar ne tuhaf. Aslında çok basit geliyor: Bir dakika önce,dört-beş dakika önce, kocası orada, yanındaydı, şimdiyse yok. Bir an onunla birlikteydi; sonraki an tek başına. Kendini fazla göz önünde,üşümüş gibi, soyulmuş soğan gibi hissediyor …