Büyük İskender İran seferine çıkmadan önce hazinesinde nesi var nesi yoksa ahbaplarına, eşine, dostuna dağıtmaya başlamış. En yakın arkadaşlarından Perdikkas'a da gayet kıymetli bir mücevher uzattığı zaman Perdikkas:
- Peki ama hazinenizdeki her şeyi etrafınızdakilere dağıttınız size ne kalıyor?
İskender:
-Bana ümit kalıyor.
Bunun üzerine Perdikkas:
-Öyleyse mücevheri bana vermeyiniz. Sizin en yakın silah arkadaşınız olduğum için ben size kalan ümidi paylaşmak isterim, diye cevap vermiş.
İran seferine çıkmadan önce Büyük İskender'e dünyalara değer hazinesini eşine dostuna dağıttıran, gözünde o mücevherlerin değerini bir anda sıfıra indiren ne idi?
Sadece ufukta parlayan bir ümit, yeni ülkeler fethetmek, cihana hâkim olmak ümidi.
İnsan her şeyi unutabileceği bir uykuya uyumak istiyor artık.
Yeni günü yaşayabilmek için.
Bazılarıysa ayaktayken hiçbir şey olmamış gibi yaşıyabiliyor.
En derin uyku yeryüzünde öyleyse toprağın altındakiler uyanık.
"Sağır bir dünyanın ortasında içimizi çekmemeliydik" diyor Umay Umay
Sen ne diyorsun diyorum ben hüngür hüngür ağladım yine de herkes uykudaydı.
İnancın örselenmedi
buharlaşıp da uçmadı
kuraklığın ortasında vaha bulan meczup değilsin umudun yeşermiyor senin
Küfre karıştın şirke bile şirk koştun
Bu yüzden en büyük lanetin içindeki gücün farkında olamamak
Rabb'e dön!
İçinden doğru sevdim seni
Bakışlarından doğru sevdim de
Ağzındaki ıslaklığın buğusundan
Sesini yapan sözcüklerinden sevdim bir de
Beni sevdiğin gibi sevdim seni
Kar bırakılmış karanlığından.