Daha sonra bilimin bireylerle değil sadece numunelerle ilgilendiğini okuduğumda, aradığım şeyi neden bilimde bulamadığımı anladım. Zira benim istediğim sadece belli deneyimlerin kendilerine has özellikleriydi. Başıma gelen herhangi bir şeyi bilim terimleriyle düşündüğümde, onu parçalara ayırmak ve başkalarıyla ortak olan özelliklerini dikkate almak zorunda kalıyordum, bu yüzden de bir bütün olarak sahip olduğu eşsiz niteliği, geniş algıda bana büyük keyif veren kendinde-şeyliği kaybediyordu.
Geçmişi düşünmek için şimdiye sırt çevirmiyordum, aksine geçmişim şimdiye zenginlik katıyordu. Kasılmış bir vücut ve dar odaklı bir zihinle hayatımı sürdürürken hep bir şeyleri, kaybolmuş ya da başkalarına ait bir güzelliği ıskaladığımı hissediyordum.