MORGANE.A

MORGANE.A
@ZeynepEvci
Doğu Ekspresinde Cinayet
Puan vermedi·256 syf.··
2025 60. kitabı
Doğu Ekspresinde Cinayet – Doğu Ekspresinde Cinayet kitabını okurken kendimi sanki gerçekten o trenin içinde yolculuk ediyormuşum gibi hissettim. Agatha Christie’nin anlatım tarzı o kadar sürükleyiciydi ki bazı bölümlerde nefesimi tuttuğumu fark ettim. Hikayenin merkezi, ünlü dedektif Hercule Poirot’nun bindiği Doğu Ekspresi’nde işlenen gizemli bir cinayet. Tren karlarla kaplı dağların arasında mahsur kalınca herkes birbirine şüpheyle bakmaya başlıyor ve ben de her sayfada “Acaba katil kim?” diye kendi kendime tahminler yürüttüm. Fakat ne kadar düşünürsem düşüneyim, yazarın sonunda kurduğu büyük sürprizi asla tahmin edemedim ve bu beni hem şaşırttı hem de kitabı daha çok sevmemi sağladı. Kitap boyunca en sevdiğim şey, Poirot’nun insanları çözerken kullandığı zekâsı ve sakinliği oldu. Herkesi tek tek sorgularken onların en küçük ayrıntılarını bile fark etmesi bana çok etkileyici geldi. Bazı karakterlerin gizledikleri geçmişler ortaya çıktıkça hikâye daha da derinleşti. Aslında suçun sadece bir olayı değil, bazen bir toplumun acılarıyla da bağlantılı olabileceğini hissettim. Bu yüzden kitabı okurken sadece bir cinayetin çözümünü değil, insanların vicdanını, adalet duygusunu ve yaşadıkları travmaların onları nasıl değiştirdiğini de düşündüm. Sonunda cinayetin çözülüş şekli beni hem şaşırttı hem de tuhaf bir şekilde duygulandırdı. Normalde bir suçun tek bir faili olur diye düşünürken yazarın sunduğu çözüm, adaletin her zaman siyah ve beyaz olmadığını gösterdi. Bir yanım “Bu doğru mu?” diye düşünürken, diğer yanım insanların neden böyle bir şeye başvurduklarını anlayabiliyordu. Bence Agatha Christie bu kitapta sadece heyecanlı bir polisiye değil, aynı zamanda insanın içindeki karmaşıklığı da çok güzel anlatmış. Doğu Ekspresinde Cinayet benim için sıradan bir polisiye
Doğu Ekspresinde CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 201936bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Beyaz Gemi
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 78. kitabı
·
57 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2025 12:40
Beyaz Gemi Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi kitabını okurken hem çok duygulandım hem de bazı yerlerde gerçekten üzüldüm. Kitabın başkahramanı küçük bir çocuk ve onun hayal dünyası bence çok güzel ama bir o kadar da hüzünlüydü. Kitabın Konusu Çocuk, dedesi Momun’la birlikte dağlık bir yerde yaşıyor. En büyük hayali de uzaktan gördüğü Beyaz Gemi’ye bir gün kavuşmak. Çünkü babasının o gemide olduğunu düşünüyor. Ama etrafındaki yetişkinler çok sert ve iyi değiller. Bu yüzden çocuğun hayal ettiği güzel dünya ile gerçek hayat arasında büyük bir fark var. Beğendiğim Yerler En çok Geyik Ana efsanesini sevdim. Dedesinin anlattığı bu masal çok etkileyiciydi. Bana doğanın ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Çocuğun dedesine çok bağlı olması ve hayal gücünün güçlü olması da hoşuma gitti. Üzüldüğüm Yerler Yetişkinlerin çocuğun hayallerini hiç anlamaması beni çok üzdü. Özellikle Orazkul karakteri çok kaba ve bencil biri. Sonlara doğru kitaptaki olaylar daha da acıklı hale geliyor ve çocuğun çaresizliği gerçekten insanın içini yakıyor. Kitabın Verdiği Mesaj Bence yazar bu kitapta bize şunu söylemek istiyor: Eğer insanlar birbirine ve doğaya iyi davranmazsa, en çok masumlar zarar görür. Ayrıca hayallerin çok değerli olduğunu ve çocukların dünyasını korumamız gerektiğini anlatıyor. Genel Değerlendirmem Kitap biraz hüzünlü olsa da çok etkileyiciydi. Okurken hem düşündüm hem de duygulandım. Özellikle çocuğun iç dünyasını anlatması çok güzeldi.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
Hayvan Çiftliği
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 71. kitabı
Bugün Hayvan Çiftliğini bitirdim ve açıkçası kafam biraz karışık ama iyi anlamda. Kitapta hayvanlar konuşuyor diye ilk başta çok sevimli bir hikâye sanmıştım ama okudukça aslında anlatılmak istenenin çok daha derin olduğunu fark ettim. Beni en şaşırtan şey de bu oldu. Çiftlikteki hayvanların birlikte çalışıp sonra yavaş yavaş aralarının bozulması… domuzların başta herkese eşit davranıyormuş gibi görünüp sonra değişmeye başlaması… tüm bunları okurken “Nasıl yani? Böyle olmaması gerekiyordu ki!” diye düşündüm. Bazen o kadar sinirlendim ki, kitabı kapatıp içimden “Bu haksızlık ama!” dedim. Ama sanırım kitabın amacı da tam olarak bu: Bir şeylerin nasıl yavaş yavaş bozulabildiğini göstermek. Özellikle Snowball ile Napolyon’un arasındaki olaylar beni çok etkiledi. Birlikte başlayıp sonra tamamen ayrılmaları, güç yüzünden her şeyin değişmesi… Gerçek hayatta da bazen böyle olmuyor mu? Bir şeyler güzel başlıyor ama zamanla herkesin niyeti ortaya çıkıyor. En üzüldüğüm karakter ise Boxer oldu. O kadar çalışkan ve iyi kalpliydi ki, başına gelenleri ... Keşke herkes onun kadar temiz kalpli olabilseydi. Bugün kitabı kapattığımda içimde garip bir sessizlik hissettim. Sanki bana “Her şey göründüğü gibi olmayabilir” demeye çalışıyordu. Bu kitabı okuduktan sonra uzun süre bazı sahneler aklımdan çıkmayacak gibi. Hayvan Çiftliği beni düşündürdü, şaşırttı ve biraz da üzdü… Ama bence bazı kitaplar tam da bu yüzden değerli.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,3bin okunma