"Yoksa Atatürk mü öldü?" diye sordum.
Ağlayarak başını salladı. Sanki dünya yerinde duracakmış, o gün Üsküdar'da mahkeme olmayacakmış, hayat yürümeyecekmiş gibi geldi. Nihayet ağlayarak vapura bindim,duruşmaya girdim ve hemen eve döndüm. Evde annemin ölümündeki gibi bir matem havası esiyordu. Babam yazı masasının üzerine dayanmış hüngür hüngür ağlıyordu:
"O bir yanardağdı" diyordu, "bazen alev fışkırtır, bana da fışkırtırdı ana güzel bir alevdi."
"Atatürk'ü seyrederken onun güneş kadar parlak saçlarını, şahsiyetinden fışkıran enerjiyi de görüyor ve babamdan da aldığım telkinle zaferin mutlaka kazanılacağına inanıyordum."