Harekete geçeceğiz, hareketimizin dairevi olmasına özen göstereceğiz; yani dönmeye başlayacağız. Lâkin gözümüzü kapayıp dönmeyeceğiz; dönerken etrafımızı (taraflarımızı), yani bizi çevreleyen eşyayı seyretmeye, onları temaşa etmeye, onlara nazar etmeye de çalışacağız. O kadar ki sadece kendi dışımızda ve kendi dışımıza değil, en nihayet kendimize de döneceğiz; başkalarını görmekle yetinmeyeceğiz, başkarındaki başka’yı da göreceğiz, başkalarında kendimizi seyredeceğiz. Bu takdirde hakikaten dönmüş, avdet etmiş, aidiyetimizi görmüş olacağız.