Gece bir coşkuyla boşanan gözyaşlarından sonra sinirleri gerilmiş, gevşemiş, gözlerine bir sakin donukluk gelmişti. Üzerinden korkunç bir fırtına geçmiş bir gök parçası gibi yüzünde bir yorgunluk izinden başka bir şey yoktu.
İnsanlar tuhaftır! Kötü bir şey yapmakta olduklarını hissedecek olurlarsa mutlaka en önce vicdanlarını susturacak bir sebep bulurlar. Kötü işler yapanlara sorunuz, hepsinde kendi kendilerine yaratılıp özenle pekiştirilmiş sebeplere rastlarsınız. Hiç olmazsa sanki birçok sırların bulunduğunu farz ettirerek güler, size, ‘Anlatamam ki, bilseniz beni hoş görürsünüz,’ demek ister. Onun için öyle sebepler vardır ki henüz kendisi bile çözümlenip bir sonuca bağlayamamıştır ya da birtakım sebepler bulunduğuna inanmıştır ama incelenmek gerekse hiçbir şey yoktur.
Anlaşılan bazı insanlar şiddetten hoşlanmakla kalmıyor, buna açlık duyuyorlardı. Acı hissetmek istediklerinden değil, zaten acı çekiyor olmalarından ve çektikleri acıyı daha hafif bir acıyla bastırma ihtiyaçlarından kaynaklanıyordu bu.
Bir ara, konuşarak, ona her şeyin bu kadar basit olmadığını, akla kara arasında en açık griden en koyusuna kadar bir nüans paleti var olduğunu açıklamaya çalışmıştı.