"Şimdi, uzaklarda kalmış bir hayalin yankısıdır, yansısıdır, yanılsamasıdır diye, aldatıcı saydığın mutluluk da bambaşka bir anlam kazanacak: Kendi kendine uyumlu olma olanağı saymıştın onu - olamayınca da, olsa olsa, dinelme, dinlenme, dinginlik..."
"Şimdi, ne kadar, ne süre, nasıl ve hangi anlamda senin olacağı ya da olmayacağı da belirsizken (hani "de"miştin ya "işte": "...en çok beklediğinin de, gelse bile birgün, hiçbirzaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilerek..."); şimdi, emin olduğun, emin olmaktan başka birşey de yapamayacağın, onun gelişi.
O'olgular'la, 'gerçek'lerle, 'saptamalar'la uğraşmaktan da vazgeçmelisin artık- bu zorunluluk, kesin...
Şimdi, işte, o."