16. yüzyılın ortalarında, İspanya büyük bir ekonomik kriz içerisindeydi. Toplumda inanılmaz bir gelir dağılımı dengesizliği vardı. Bu durum pek tabii ahlaki bir yozlaşmayı da beraberinde getirmişti. Sokaklar, evsizler ve dilencilerden geçilmiyor; açlık ve sefalet ortalıkta kol geziyordu. Bu sırada yüksek zümre ise, yoksul halktan topladığı vergilerle saraylarda balolardan balolara koşuyordu.
Aynı dönemde İspanya’nın dış siyasetinin de pek iyi olduğu söylenemez. Bir yandan Akdeniz’de Türklerle; diğer yandan Avrupa’da Protestanlarla savaş hâlindeydi. Bu durum kaçınılmaz olarak edebiyatı da etkiledi ve ortaya yepyeni bir tür çıktı: Pikaresk edebiyat.
“Pícaro” sözcüğü İspanyolca bir sözcük olup “serseri, gezgin” gibi anlamlara gelir.¹ “Pikaresk roman” ifadesi ise ilk defa 1810 yılında Merriam-Webster İngilizce Sözlük’te kullanılmıştır.²
Bildiğiniz üzere modern romanın öncüsü Don Quijote kabul edilir. Elbette Don Quijote kitabı da dönemin durumundan nasibini almıştır; Don Quijote’de de bazı Pikaresk unsurlar bulmak mümkündür. Yine Cervantes’in kitabı olan Örnek Alınacak Hikâyeler'deki “Rinconete ve Cortadillo” öyküsü bana kalırsa tam anlamıyla Pikaresk bir öyküdür. Ancak buna rağmen Pikaresk edebiyatın başlangıcı bunlardan hiçbiri değildir; Tormesli Lazarillo’dur.
Tormesli Lazarillo, modern gerçekçi romanın öncüsü kabul edilir. Bu kitap, toplumun hem maddî hem de manevî bir çöküş yaşadığı bir dönemde, hâlâ yalnızca çiçekli-böcekli Pastoral romanların ve şövalye romanslarının okunduğu İspanya’da, edebiyat alanında oldukça büyük bir devrim girişimi yapmıştır. Ancak kilise ne gerçekleri ne de devrimi sever. Zaten Tormesli Lazarillo’nun yazarı da -haklı olarak- kitabı isimsiz olarak yayımlar; aksi takdirde neler olabileceğini gayet iyi biliyoruz.
Tabii o dönemde kitap basmak öyle kolay
Zahmetsiz yazı yazılmaz, herkes emeğinin karşılığını almak ister; ama emeğin karşılığı her zaman para değildir, bir beğeni ya da övgü de yazarı mutlu etmek için yeterli olabilir. Tullius'un da dediği gibi, “Övgü sanatın teşvikçisidir."
Fernando de Rojas, 1476 dolaylarında doğduğu sanılan, hem İspanyol, hem de dünya edebiyatına önemli katkıları olan bir yazardır. Yazarlığın yanı sıra önde gelen bir hukukçudur da.
Rojas, Yahudi kökenli Hıristiyan (Cristián neuvo) bir ailenin çocuğudur. O dönemde converso’lar genel olarak engizisyonunun gölgesi altında yaşıyor olmalarına rağmen Rojas’ın ailesi birkaç kuşaktır hidalgo’lar arasında yer alır. Yani “soya dayanmayan bir saygınlıkları” vardır.
“Celestina” kitabı Rojas’ın tek eseridir. Kitap tiyatro türündedir ve ilk basım yılı olan 1499’dan sonraki otuz beş yıl içinde yüz yirmi kere basılmıştır. Birinci bölüm (ilk 16 perde) anonimdir, diğer bölümlerin ise Rojas’a ait olduğu bilinmektedir.
Celestina kitabının asıl ismi “La Comedia de Calisto y Malibea” (Calisto ve Malibea’nın Komedisi) iken sonraları “Trajicomedia de Calisto y Malibea” (Calisto ve Malibea’nın Trajikomedisi) olarak değiştirilmiştir. Ancak buna rağmen kitap, “Celestina” ismiyle bilinmektedir ve zaman içinde asıl isimleri unutulup kullanılmaz hale gelmiştir.
Kitaptaki “Celestina” karakteri; bir büyücü, çöpçatan ve fahişedir. Orta Çağ’dan yeni yeni çıkmaya başlayan Avrupa ülkelerinin büyüye ve büyücülüğe bakışı tahmin edileceği üzere pek olumlu değildi. Gerçi Hıristiyanlık, Yahudilik ve İslam’ı içerisinde barındıran çok kültürlü İspanya’da cadılık ve büyücülük suçlamaları nispeten daha az yaşanıyordu; çünkü İspanya önceliği Hristiyanların karşısında bulunan toplulukları ortadan kaldırmaya ayırıyordu ama yine de böyle bir ortamda yazılan bir kitabın, asıl isminden ziyade içindeki büyücü kadının ismiyle anılıyor olması bana göre çok da sıra dışı bir durum değil.¹
Celestina kitabı, adeta Rönesans ile Orta Çağ kültürünün dengeli bir karışımıdır. Ve kitabın bazı karakterlerinin Rönesans'ı,