“İnsan özgür doğar, ama her yerde zincire vurulmuştur.”
1762’de yazılmış olmasına rağmen Toplum Sözleşmesi, sanki bugün için kaleme alınmış bir metin gibi. Rousseau’nun yüzyıllar öncesinden yaptığı tespitlerin, günümüz Türkiye’sinin toplumsal ve siyasi gerçekliğiyle bu kadar örtüşmesi beni gerçekten şaşırttı. Adeta bugünü anlatan bir aynaya bakar gibi hissettim.
Kitapta özgürlük, eşitlik ve halk egemenliği kavramları öyle derin ama anlaşılır bir biçimde işlenmiş ki, her bölüm “biz nerede yanlış yaptık?” sorusunu akla getiriyor. Özellikle “Yasacı” bölümü, yönetenle yönetilen arasındaki o ince ve kırılgan dengeyi mükemmel biçimde anlatıyor.
Bazı bölümler felsefi yoğunluğu nedeniyle yavaş ilerlese de, düşünce tarihinin temellerinden biri olduğu için her satırı sabırla okunmayı hak ediyor. Kitabı bitirdiğimde yalnızca bir klasik değil, 260 yıl öncesinden bugüne seslenen bir uyarı metni okumuş gibi hissettim.