-''Peki sen ister miydin kaderin hazırlanışını görmek?''
- Ben hayatın bir mantığı olduğuna inanıyorum, istikbali benden saklıyorsa, bunu sadece kendini ciddiye aldırmak için yapmıyor, beni dehşetten korumak için de yapıyor... Neyin geldiğini görüp, ona engel olamadan yaşamak insanı nasıl zavallı bir kurban yapar.
''O günü asla unutmam'' demişti Nizam Osman'a, ''yaşadığın binlerce sıradan günden bir tanesi diğerleri arasından ayrılır, unutulmaz hale gelir ama sen o günü yaşarken onun diğerlerinden ayrılacağını, senin için unutulmaz olacağını, hayatını damgalayacağını bilmezsin..''
Birbirlerini önemseyerek severlerdi, sevmenin ya da sevilmenin güveni hiçbir zaman bir aldırmazlığa dönüşmezdi, en küçük meselelerde bile doğal bir özenle davranırlardı; zaman zaman siyasi konularda ya da bir makale ya da bir roman konusunda ayrı fikirlerde olup tartıştıklarında bile her zaman karşılarındakinin sözünde önemli bir şey bulabileceklerine inanırlardı.
Belki de bir güzelliği hissetmek için onun için mücadele etmiş olmak icap ediyor ya da görmediğin ama hissettiğin güzelliğin ortaya çıkması için bir çaba göstermiş olman icap ediyor.
Doğru, güzelliğe bir düşkünlüğüm vardı, herkes gibi... Sonra güzel olanın her zaman kıymetli, kıymetli olanın her zaman güzel olmadığını öğrendim. Herkes için güzel olanla, sadece senin için güzel olan arasındaki farkı keşfettim.