Kitap başta sıkıcı olsa da bir yerden sonra heyecan ile devam ediyor. Sürekli kuyudan suyun çıkacağı kısım beni biraz sıktı. Ama geri kalan kısımları heyecanla okudum. Cem'in babasızlık hasreti, bu hasretin Mahmut ustayla giderilmeye çalışması. Biraz hüzün verdi açıkçası. Bunun ötesinde beni şaşırtan bir durum da Cemin Gülcihan'a gönlünü kaptırması ve arkasında yatan binbir türlü gerçekler. Romanın asıl kaynağı yani ayakta tutan kavramı ise "kıskançlık". Babalar ve oğulların öldürülmeleri. Kısaca orta halli güzel bir kitap okudum iyi okumalar dilerim
Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi ? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman mı vardır ? Yoksa kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı?