Merhaba kitapseverler,
Bu kitabı kısaca şöyle özetleyebilirim: Dilini, ailesini ve kimliğini kaybetmiş bir çocuğun, tüm bu kayıplara rağmen hayata tutunma çabasının otobiyografisi. Kitabı okurken savaşın yıkıcı etkilerini, bir bireyin kimlik arayışını ve yaşadığı zorlukları görüyorsunuz. Ancak, bu zorluklara rağmen sizi derinden sarsacak bir duygu yoğunluğu beklemeyin. Yazar, hislerini derinlemesine aktarmak yerine daha yüzeysel bir anlatımı tercih etmiş. Bunu adeta hissetmiş gibi kitapta şöyle diyor:
"Savaş vücuduma kazınmıştı, anılarıma değil. Yazılarımda hayal kurmuyor, yalnızca varlığımın derinliklerinden, o dönemde bilinçten yoksun olduğum için özümsemeye çalıştığım duygu ve etkileri çekip çıkarmaya çabalıyordum."*
Bu ifadeden de anlaşıldığı gibi, kitap daha çok savaşın fiziksel izleriyle zihinsel etkilerini ortaya koymaya çalışıyor. Ancak, olayların anlatımında bir bütünlük bulunmadığını söyleyebilirim. Yazar, bunu önsözde ve bazı bölümlerde açıkça dile getiriyor. Bu nedenle, kitabı okurken zaman zaman kopukluklar yaşanabiliyor ve akıcılık konusunda bazı zorluklar ortaya çıkıyor.
Tüm bunlara rağmen, kitabın değerli bir okuma deneyimi sunduğunu düşünüyorum. Savaşın bir insanın hayatını nasıl şekillendirdiğini, kimliksizliğin ve aidiyetsizliğin nasıl bir duygu olduğunu görmek isteyenler için farklı bir bakış açısı sunuyor. Yazarın, yaşadığı tüm acılara rağmen hayata nasıl tutunduğunu merak ediyorsanız, bu kitaba bir şans verebilirsiniz.
İyi okumalar!