Eskiden her şeye inanırdım. Kim ne derse doğru, kim ne yaparsa yerindeydi. Sorgulamak saygısızlık sayılırdı, hele hele kuşku duymak… neredeyse suçtu. Hem ben nereden bileyim; meğer doğru dediğimiz şeyin çoğu, yüksek sesle söylenmiş ezberlermiş. Şimdilerde adına çocukluk diyorlar bunun. Belki de öyledir. Ama ben ona temiz olmak diyorum. Çünkü kurnazlık öğretilmemişti henüz, çıkar hesabı yapılmamıştı. Vardım. Yetiyordum. Sonra büyüdüm. Her şey hesapla ölçülmeye başlandı. Bir tek o eski yanılgılar kaldı yerli yerinde. Ne eksildi, ne de unutuldu.