Yaşlı sinek haklıydı. Genç sineğin anıtı sonsuza dek kalmıştı. Çünkü sonsuz denilen şey de, yaratıklara göre sınırlıdır. Kelebek için sonsuz üç saatse, insan için otuzbin yıldır, bir sinek içinse olsun olsun da birkaç saat olsun...
- Sana acıyorum, dedi. Camın öte yanına geçemeyeceğini bile bile ne diye kendini cama çarpıp duruyorsun?
O atak, genç sinek:
- Ama umudum var, dedi, benimkisi bir umut...
Dışarısı aydınlık kaldıkça bende bu umut sönmez.
Adamları kendi akıllarının en ücra kovuklarına doğru itiyor ve onları ezip insan ruhuna özgü sahte heveslerini, aşırı heyecanlarını ve yersiz kendini beğenmişliklerini tıpkı bir üzümün suyunu çıkarır gibi sıkıp çıkarıyordu.