"Özlemin sesi olsa dünya sağır olurdu," dedi Banu. Sesindeki kararlılık, kendine hak veren ima Efraz'ı kamçıladı. "Belki de dünya sağır olduğu için özlemin sesini duymuyoruz," diyerek kendi düşüncesiyle eşlik etti.
Dokunmasına asla müsaade etmediği iyilik meleğinin yanında oturup dakikalarca sohbet ettiğinden beri bütün engelleri kaldırmıştı. İnsan güvendiği, konuşurken sonrasından mesul tutulmayacağı, anlaşılabileceğinden kuşku duymayacağı ve ferasetiyle yüreğini okşayacağı dost, kardeş yahut sevgiliyi arıyordu. Efraz böyle bir adama sahip olduğuna dair bilinç kazanmıştı.
Paylaşmaktan korkulan sevginin ardında getirdiği mutluluğu daha önce tecrübe etseydi kavgalara gerek duyulmaksızın aile saadetlerinde yuvarlanıp giderdi. Kışın sonu bahar diye sert ayazına katlanmayaı itiyat edinen küçük kızın korkuları yok oldukça sevgisi de ona istinaden çoğalıyordu.