Anlık korkular ve anlık güvensizlikler insan ruhuna zarar veren minik darbelerdi ve zamanla ruhu bu darbelerden sağlam çıkmayı başarsa da eskisi kadar enerjik olmazdı. Yaşlandığını hissediyordu. Girdiği okul sınavlarından, mülakatlardan, şirket toplantılardan çok daha stresli ve engebeli bir yoldaydı. Zarar görmeden ve zarar vermeden çıkacağı temennisinde bulunuyor ancak içini kemiren sesler umudunun boşa olduğunu fısıldayarak her türlü kavgaya hazırlıklı olmasını sağlıyordu.
"Sen benim vicdanımsın, Efraz," diye derinden fısıldadı.
"Sen benim vicdanımı onaran küçük kız çocuğusun. Sen bana bu hayatta en çok ders veren küçük öğretmenim, sen benim en güzel yanımsın."