Bir zamanlar öylesine saftım ki; yüksek mevkilerde oturan, iyi evlerde yaşayan, öğrenim görmüş ve bankalarda hesapları olan insanları saygı değer kimseler sanırdım.
Bir Algenon'a Çiçeklerin Charlie'si bir de Martin Eden ... Çok üzdü ikisi de . Martin Eden hakikate, mutluluğa ulaşma çabası içerisinde ulaştığında ise asıl hakikatle yüzleşiyor. Kitabı okurken belli bir felsefi alt yapının bulunması gerekiyor yoksa bir çok şey havada kalabilir . Kitabın son 100 sayfasında yazar oturmuş kitabin özetini çıkarmış analizini yapmış zaten. Karakter analizleri gerçek duyguları psikolojik tahlilleri ... Kendini ararken kaybolanlarin hikayesi . Hiçbir yere ait olmama hissi . İnsanların gerçek yüzlerini felsefenin tokadı yiyen edebiyatla yoğrulan Martin in hikayesi çok sevdim kitabı .kitaba girip Martin i depresyonundan çıkarmak istedim resmen . Kitabın sonu da çok etkileyici şiddette tavsiye ediyorum.
Kendini hayatında ilk defa gerçekten görmüştü.Gozleri görmek için yaratılmıştı fakat o ana kadar dünyanın sürekli değişen manzaralarına bakmakla o kadar meşgul olmuştu ki kendisine bakmaya fırsat bulamamiştı.