Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Keder ne kadar derininize işlerse o kadar neşeniz olur.
Şarabını içtiğiniz kâse fırında pişirilen o kâse değil midir?
Ve ruhunuzu dinlendiren ut, bıçaklarla oyulan o ağacın ta kendisi değil midir?
Neşeli olduğunuz da kalbinizin derinliklerine bir bakın; sizi neşelendiren şey aslında kederlendiren şeydir.
Kederli olduğunuzda tekrar bakın kalbinize ve görün; aslında sizi mutlu eden şeydir sizi kederlendiren...
Çalışmak aşkı görünür kılandır. Eğer aşkla değil de nefretle çalışıyorsanız, işinizi bırakıp tapınağın önünde oturarak aşkla çalışanların sadakalarını alın, daha iyi!
Çünkü eğer gönülden pişirmezseniz acı olur ekmeğiniz; açlığını tamamen gidermez yiyen kişinin.
Kinle damıtırsanız üzümlerinizi eğer; o kin zehir olur içenin şarabında.
Ve eğer melekler gibi şarkı söyleyip içten içe sevmezseniz şarkı söylemeyi, gün ve gecenin seslerine sağır edersiniz insanların kulaklarını...
Nedir ki zaten mülk, yarın ihtiyacım olur korkusuyla taşıdığın yükten başka?
Ne getirebilir ki yarın kutsal şehre giden hacıların peşinde kemiklerini izi sürülmez kumlara gömen kurnaz köpeğe?
Ve ihtiyaç duyulan korkunun kendisi bir ihtiyaç değil midir?
Kuyun ağzına kadar doluyken susuz kalmaktan korkmak, iflah olmaz bir susuzluktan başka nedir?