Günümüzde insanlardan para alabilmek için onların arzularını sömürmeyi amaçlayan dev bir endüstri vardır. İlgi çekici mağazalar, alışveriş cennetleri bizde özellikle bir özlem yaratırlar ve bizi kandırıp, bu arzuya teslim olursak hızla mutlu olacağımıza inandırırlar. Bu ‘mutluluğun' kandırmaca olduğunu fark ettiğimizde, tüketim sistemi tarafından çoktan başka bir alışverişe yönlendirilmişizdir.
Araplar ise 16. yüzyıldan itibaren Osmanlı İmparatorluğu idaresi altına girerek 20. yüzyıla kadar yaklaşık 400 yıl Türkleri efendi olarak kabul ettiler. Ancak Türklerin efendiliği, köle-efendi ilişkisini yansıtmıyordu. Toplamda 900 yıl devam eden siyasi üstünlük döneminde Türklerin Araplara kültürel kimlik olarak ne verdiği tartışmalı olsa da Arapların Türkleri birçok açıdan etkilediği açıktır. Türklerin, cahiliye dönemi Arap isimlerini ve anlamsız nesne adlarını veya rakamları dahi kendilerine isim olarak almalarına karşın İslamiyete ve İslam'ın yayılmasına hizmet etmiş Tuğrul, Alparslan, Kılıçarslan, Baybars ve Fatih gibi onlarca Türk büyüğünün Arap dünyasında hiçbir karşılığının olmaması kültürel etkinin tek taraflı aktığını somutlaştıran örneklerdendir.