Zilan

Zilan
@Zilan5466
Yan masadaki okuyan kadın
Ön lisans
Çevre sağlığı teknikeri
Eskişehir
Bozüyük, 5 Mayıs 1999
38 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Aşk aceleyle oraya buraya göz gezdirir Sevgi sabırla ahır kapılarından süzülmektedir
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Ben benim olanı güzelleştirme derdindeyim ...
İnsanların ruhunu öldürüyorlar anne" demişti Maksim Gorki "İşte asıl cinayet bu Utanılacak bir cinayet... İnsanlar gün içinde kabalıkları, kalabalıklarıyla ne kadar da incitiyorlar değil mi ruhumuzu? Kalbimizi nasıl da kırabiliyorlar. Oysa Platon şu nasihatte bulunur: "Nazik olun. Çünkü karşılaştığınız herkes farkında olmadığınız zorluklarla boğuşuyor.. Dikkat ediyor muyuz buna? Anlamaya çalışıyor muyuz insanları yargılamadan önce? Unutuyor muyuz yoksa herkesin bir kalbi oldugunu? Pessoa'dan bir alıntı yapayım yeri gelmişken: "Kimseyle alay etme. Kimseyi küçük görme. Kalbinin en ücra köşesinde bile yapma bunu. İnsan yaşamı alaya alınmayacak kadar hüzünlü ve ciddidir.” Çogu zaman unutsak da gerçek bu... Ressam Van Gogh geçirdigi bir kriz sonrası kendisine sıktığı bir kurşunla yaralanıp evine geldiğinde şu sözü sayıklayıp hayata veda etmisti: "Hüzün sonsuza dek sürecek” Sürmesin, sürdürmeyelim İnsanları incitmeyelim.
Eylüldü. Dalından kopan yaprakların Sararan yanlarına yazdım adını Sahte bir gülüşten ibarettin oysa. Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylüldü. Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız Adımlarımızın kısalığı bundandı Bundandı gözlerimin durgunluğu. Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan, Ellerin kadar ıssız, Sen kadar zamansız molalar veriyordum Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz. Eylüldü. İzlerini çizdiği zaman ansızın gidişin, Şimdi yoktu bi anlamı suskunluğun. Çırılçıplak kalakaldım sessizliğinin orta yerinde. Sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman En çok sesini aradım. Gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hâlâ. Gözlerini sildi zaman..
Adını söylerken bir ciddiyet çöker üstüme. Öyle yalın, öyle gerçek, öyle sade, öyle samimi.. 'Vatanım' demek gibidir ismini söylemek? Öyle ciddi, öyle kudretli.. Takılı kalıyorum, buradan ileri gidemiyorum. O eşiği aşmak için eşlik etmiyor bana ayaklarım. Durup düşünüyorum ve ben daldıkça heybetli sevdamın sancısına, hangi rakam hangi rakamın peşinden gelir unutuyorum. Hangi saat, hangi saati seyreder de akar zaman, bilmiyorum. At vurulduğu için mi, içim paramparça ? Yoksa paramparça olmak için bir sebep mi arıyor içim? Kafamın içindekiler giyotin gibi iniyor zihnime. Ortadan ikiye bölünmek öte dursun, kurşun dahi işlemiyor sen varken düşüncelerimde. Bir omuz ver bana, bir el. Geceler soğuk, kaşlarım çatık, beynim bulanık. Odam dağınık, Sen hakim, ben sanık. Ay parıldar gökyüzünde, Gök, senin yüzünde. Güneş vurur Perdesi aralanmış pencerenden saçlarına. Bir Anne gibi ışıldar başucunda. Söylemek istemiyorum Sırladım ismini, bilemez kimse seni. Sen çağırmazsın, ben de gelemem. Anınca adını, durur saatteki salisem Yinede; 'gel' de bana ... yarım bırakıp geleyim, soğusun çayım bardakta. Ne bu hasreti yenebildim ne de diyarından gidebildim. Hangi evrenin geçitidir gözlerin, bilmem, nemenem duygudur bu tarif edemem. Tüm şiirleri toplasam da etmez bir dizen.