“Besmeledeki iki rahmet (Rahman ve Rahîm), idraksiz Rahmân ve Rahîm'dir. Burada Rahman, yaratılış, Rahîm ise korunmaktır. Allah seni yaratır ve korur. Ancak sen önce bu yaratmayı ve korumayı hisse- dip idrak edemezsin. Yaratılmayı hakkın zannedersin, korunduğunu da idrak edemezsin.”
“Hz. Ömer o düşmanlıktan dolayı daha sonra Peygamber'e bîat edip Müslüman oluyor, yani o düşmanlık onu bîat noktasına getiriyor. Aynı Hz. Ali'nin savaşta yüzüne tüküren adamın durumu gibi; Hz. Ali'nin yüzüne tükür- meseydi, adam Müslüman olmayacaktı. Burada Konevî, negatif hadiselerde de Allah'ın rahmetini gör, o zaman kimseye kızmazsın diyor. Görülüyor ki her hâl ü kârda hareket insanı idrake götürebi- liyor. Negatif ya da pozitif olsa bile kul hareketteyse canlı demektir ve ümit var demektir.”
“Eskiden insanoğulları bu dünyada dertlerden, kaygılardan uzak yaşarlardı, bilmezlerdi ölüm getiren hastalıkları.
Pandora açınca kutunun kapağını, dağıttı insanlara acıları, dertleri. Bir tek Umut kaldı dışarı çıkmadık kapağı açılan dert kutusundan.
Umut tam çıkacakken Pandora kapamıştı ka böyle istemişti bulutları devşiren Zeus.
O gün bugündür insanların başı dertte, toprak bela doludur, deniz bela dolu, geceler dert doludur, gündüzler dert dolu, belalar başıboş dolaşır sessizce ölümlülerin çevresinde, derin düşünceli Zeus ses vermedi onlara sessizce gelişlerini duymasın diye insanlar.
Görüyorsun ya Zeus'un dileğine karşı konmaz.”
“Önceleri insanlar görmeden bakıyor, Dinlediklerini anlamıyorlardı, Uzun ömürleri boyunca düş görüntüleri gibi
Düzensiz, gelişigüzel yaşıyorlardı.
Bilmiyorlardı duvar örmesini. İçine gün ışığı giren evler yapmasını, Ağacı kullanmasını bilmiyorlardı. Yerin altında, karanlık mağaralarda Karınca sürüleri gibi yaşıyorlardı.
Ne kışın geleceği belliydi onlar için.
Ne çiçekli baharın, ne bereketli yazın.
Bilinç yoktu hiçbir yaptıklarında Ben gösterinceye kadar onlara yıldızların Doğuş batışlarını kestirmenin yolunu.
Sonra sayı bilgisini verdim onlara, Bu kaynak bilgiyi onlar için ben bulup çıkardım.
Sonra harf dizilerine geldi sıra, O diziler ki belleğidir her şeyin, Anasıdır bilimlerin ve sanatların. Hayvanlara da ilk boyunduruk vuran ben oldum Ölümlüleri kurtarmak için kaba işlerden; Atları dizginleyip arabalara koştum, Zenginlerin şanını artıran arabalara.
Denizler aşan gemilerin bez kanatlarını Bulan da benim, başkası değil.
Evet, ölümlüler için neler bulmuşken, Bugün zavallı ben, bulamıyorum yolunu Kendi başımı dertten kurtarmanın.
.
.
.
.
.
.
Uzun sözün kısası şunu bilmiş ol:
Bütün sanatları Prometheus verdi insanlara.”