Böyle bir evrende “göğe bakmak” anlam değiştirdi. İnsanlar kadim geleneklerde evrendeki yerlerini görmek için göğe bakanlardı. Ölçü insanın kendisi değil, engin gök kubbeydi. Blim evrenin büyüsünü bozdu. Her şeyin sırrı gitti. Tılsımı kayboldu. Tek boyutlu, mekanistik, sırrı ve derinliği olmayan bir göğe bakmaya başladık. Ölçü de başımızın üzerindeki muazzam gök kubbe değil; aklımız, düşüncemiz, duygumuz ve tercihlerimiz oldu. Öncelikle ve hassaten kendimize ve bizim gibi olanlara baktığımızda ölçü hep kendimiz oluruz. Ama gök kubbeye baktığımızda ölçek bir anda büyür ve yerimizin ne olduğunu kavrarız.”