‘’ Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kiminin ki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! ‘’
Ne olmuştu da, ‘’Seninle dünyanın her yerine gelirim,’’ diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu ? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı ? Hangisi Müzeyyen’di ? ya da Müzeyyen kimdi ? İlk tanıdığım kimdi, şimdiki kim ?
Onlar bizim oğlanlarmış ; bunu uzun zaman önce keşfettik. O minik ve olgunlaşmamış biçimleri kafamızı karıştırmış böyle bir şeye alışkın değildik. Şimdi kızlar da var. Habil iyi bir çocuk ama Kabil ayı olarak kalsa daha iyi olurdu sanki.
Bütün bu yıllardan sonra, Havva hakkında ilk başta yanıldığımı görebiliyorum; Cennet Bahçesi’nde onsuz yaşamaktansa, dışında onunla yaşamak daha iyi. İlk zamanlar onun çok konuştuğunu düşünüyordum, ama şimdi o ses susar ve hayatımdan silinirse kedere boğulacağım. Bizi bir araya getiren ve bana onun kalbindeki iyiliği, ruhundaki güzelliği görmeyi öğreten o hüzünlü olaya şükürler olsun!
“Paşamın nasıl bir lider olduğunu daha iyi anlaman için burada tuttuğu defterinden bir kaç satırı seninle paylaşmak isterim. Bu satırlarda ileride hayalini kurduğu toplum için yapılması gerekenler yazıyordu. •Egemen ve güçlü analar yetiştirmek. •Kadınlara özgürce yaşama hakkı sağlamak. •Karşılıklı sevginin gereği olarak, kadınlarla bir arada, ortak yaşamak…’’