Onlar bizim oğlanlarmış ; bunu uzun zaman önce keşfettik. O minik ve olgunlaşmamış biçimleri kafamızı karıştırmış böyle bir şeye alışkın değildik. Şimdi kızlar da var. Habil iyi bir çocuk ama Kabil ayı olarak kalsa daha iyi olurdu sanki.
Bütün bu yıllardan sonra, Havva hakkında ilk başta yanıldığımı görebiliyorum; Cennet Bahçesi’nde onsuz yaşamaktansa, dışında onunla yaşamak daha iyi. İlk zamanlar onun çok konuştuğunu düşünüyordum, ama şimdi o ses susar ve hayatımdan silinirse kedere boğulacağım. Bizi bir araya getiren ve bana onun kalbindeki iyiliği, ruhundaki güzelliği görmeyi öğreten o hüzünlü olaya şükürler olsun!
“Paşamın nasıl bir lider olduğunu daha iyi anlaman için burada tuttuğu defterinden bir kaç satırı seninle paylaşmak isterim. Bu satırlarda ileride hayalini kurduğu toplum için yapılması gerekenler yazıyordu. •Egemen ve güçlü analar yetiştirmek. •Kadınlara özgürce yaşama hakkı sağlamak. •Karşılıklı sevginin gereği olarak, kadınlarla bir arada, ortak yaşamak…’’
Ölümün verdiği acı, hayatın çektirdiği acılar yanında, herhalde çok daha hafif kalır. Fakat hayat ne kadar çekilmesi zor, ne kadar acı bir bela olsa, yine de bu acılık kalplerden ölüm korkusunu silemiyor. Bu korku olmasa hayatı alkışlayanların iyimser felsefelerini gülünç gösterecek bir çoklukla intiharlar artar; belki dünya yarı yarıya boşalırdı.
Allah Allah! Akılsız olduğu belli canım... Biraz bekleyecekti.
“Neyi bekleyecekti?”
“Hangi tarafın kazanacağı belli olmadan gidilir mi?”
“Herkes böyle söylerse, hiç kimse gitmez. O zaman işte yenilirdik yüzde yüz...”