Mübadelede esas, Türk-Yunan mübadelesi değildi. Peki neydi? Müslüman-Ortodoks mübadelesi idi. Burayı iyi anlamak lazımdır. Bu sebeple iyi Türkçe bilmeyen Yunanistan tebaasından bir Pomak Türkiye’ye gelirken, Yunanca bilmeyen Karamanlı Ortodoks bir Türk ise Yunanistan’a gitti. Karamanlı Türkler Hıristiyan’dı, Ortodokslardı ama Türklerdi. Türkçeleri, belki bizim Türkçemizden bile daha temiz bir Oğuzca idi. Yunan alfabesiyle Türkçe yazarlardı. İncil’leri dahi böyleydi. Yunanca ise hiç bilmezlerdi.
Atatürk şüphesiz bu müthiş milliyetçi, infiratçı, gerilimli atmosferden etkilenmişti, kaldı ki etkilenmemesi mümkün değildi. Bu gibi çözülmezlikler içinde yetişen insanların zekâları elbette çabuk gelişir ve olgunlaşır.
Şahane bir eser yine İlber Hoca’dan. Atatürk’ü her haliyle anlatıyor: lider, mareşal, yenilikçi, iyi bir okur, eş..
Atatürk’ü tanımak, onu anlamak isteyen herkesin, her Türk çocuğunun okuması gereken harika bir yapıt.