M. de Unamuno'nun kurgu-roman kategorisinde değerlendirilen 1921 orijinal basımlı bu kitap, 144 sayfadan oluşmaktadır.İspanyolca'dan çevrilen bu eserde(La Tia Tula) kadın merkeziyetçiliği ön plana çıkaran Unamuno, temasında ölüm,aile ilişkileri ve öğütlemelerden ziyadesiyle istifade etmiştir.
Ekseriyette diyaloglardan oluşan bu eser için kullanılan dil ve uslüp son derece yalın ve dramatik olduğundan mütevellit elinize aldıktan sonra hızla sayfaları çevirdiğinizin farkında dahi olmayacaksınız. Karakterlerin tasvirleri üzerinde yoğunlaşmaması ve temasında yer verdiği ölümün trajik bir öğe olarak değil de gayet doğal ve olağan olarak sunması bizlere, Tula teyzenin anaçlığı, fedakarlığı ve adanmışlığıyla desteklediği önemli olanın kan bağı değil de ruh bağı olduğunu kanıtlamaya çalıştığını gösteriyor.
Hayatı kaotik olmaktan çıkarıp tamamen determinist bir düzleme oturtan teyze, insanların elinden tercihlerini, dolayısıyla sorumluluklarını alıyor ve etrafındaki yaşamları tamamen kendi doğrularına göre oluşturuyor. İşin dini boyutu bir yana, beton sertliğindeki kişilik herkesi duvara çarptırıp ağzı yüzü dağıtıyor. Kendini soyutlama yeteneğinden zerre nasibini almayan, tek bir açıdan gören tek bir göz. Alternatiflere kapalı, doğruya tek bir yoldan -ki yoldan çok tartışılabilir olan doğru- ulaşan kadın, Tula. Ramiro iyi çocuk, kardeşlerden hangisiyle ilgileniyor acaba? Rosa veya Gertrudis -Tula- ama bir adım geriye çekilecek olan Tula tabii, deney tahtasını kurup ikisini bir araya getirmek onun görevi.Ramiro Abi'nin kimden etkilendiği çok açık. "'Peki ne diyeyim ona?' 'Evet de!' 'Ya kolayca elde ettiğini sanırsa...' 'Öyleyse hayır de!'" (s. 7) Adam yakışıklı, kız güzel, öyleyse geriye ne kalıyor Tula için, evlenip bolca çocuk yapmak! Çünkü doğrusu bu. Çünkü iki kardeş rahip