Kör bir sebat, sadakat, hatta saadet ile fezada yörüngesi boyunca seyreden göktaşları benzeri kafalar, ferman gibi siyasi, fetva gibi dinî, emir gibi askerî veya itme gibi fizikî bir kuvvet uygulanan bilardo topları gibi, ıstaka çarptığı anda birbirleriyle tokuşarak, masadaki altı deliğin hepsine birden girebilmekteydi."
...Beyni artık âdeta, içinde fikirler yerine tüttürülmüş esrar dumanları misali uzun yüzgeçleriyle birkaç süs balığının usul usul yüzdüğü huzurlu bir akvaryum gibiydi.
Elinde huni, daha sonra su yerine bira eklemek üzere votkayı boş şişelere azar azar dökerken, arkadaşlarının da hakkı olan içkiden arada bir kaçamak yudumlar almayı ihmal etmiyor, çünkü kendisinden onların, ahirette böylesi bir kul hakkının hesabını sormaya yüzlerinin tutmayacağını düşünüyordu. Ancak haramda bilr hile olmayacağına hükmetmiş olmalı ki sonunda vazgeçti.