Mehmet ÖZTÜRK

Mehmet ÖZTÜRK
"Kötülerin kaybetmediği bir toplumda çocuklara ahlâklı olmayı öğretemezsiniz"
lisans
Bursa
39 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
   "VAR OLAMAMAK"
   Yeryüzü kocaman bir sofradır, binbir çeşit canlıyı içinde barındıran ve onları nimetleri ile doyuran. Envai çeşit canlı,varlığını sürdürebilmek için bu sofradan payını alır ve de almalı. Çok çok eskiden bir dergide şöyle bir cümle okumuştum "doğa adaletlidir,herkese eşit davranır." Bu cümleyi analiz ederken kendimce şu kanıya varmıştım.(Tabi o zamanlar henüz göçmek zorunda kalmamış,değer verilen bir yurttaştım)İnsan zalim olsa da doğa cömerttir, barındırdığı bütün güzelliklerini yaradılanlara sunar. O zamanlar bir kesinlik gibi gelen bu düşünce göçmeye başladıktan sonra bende bir soru haline geldi: Sunar ama herkese mi ? Tabiki de hayır! Toplumların, ülkemin barındıramadığı "beni" doğa mı kabullenecekti, o mu güzelliklerini sunacaktı bana ? Tabiki de hayır! Peki kimim ben ? Adım göçmen, aslında göçmek zorunda kalan, yersiz, yurtsuz! Binbir canlıyı içinde barındıran dünyanın bile  herhangi bir noktasında barındıramadığı ordan oraya savurduğu,kimse tarafından görülmeyen, itilip kakılan ve sürekli hor görülen göçmen. Yurdumda bir kimliğim,düzenli bir hayatım vardı her ne kadar sizler bunu bana yakıştıramasanız da saygı duyulan bir insandım. Ailemle yaptığım bir piknik, ayda yılda bir yapmaya çalıştığım deniz kaçamağı kimsenin zoruna gitmezdi. İnsanlar benimde ailemle güzel bir etkinlik hakkımın olduğunu bilirlerdi ama göçmeye başladıktan sonra basit bir aktivitem bile insanların gözüne gelmeye başladı çünkü ben göçmendim ve en kötü şartlarda yaşamalıydım aksi bir durum çok dikkat çekerdi. Sonuç olarak kaybedenim ben, kimse beni kendinden görmez çünkü acılarımdan başka verebileceğim hiçbir şeyim yok. Kaybettim ben, hayallerimi en önemlisi  geleceğe yönelik umutlarımı... Evet ben bir göçmenim, kaybetmeye göçtüğüm gün başladım.                Mehmet ÖZTÜRK 
İnsan ve Duygular
DÜŞÜN-ü-YORUM Olayı yine yanlış okuduk, hala yanlış okuyoruz. Konuyu özelleştirerek kadın cinayetlerine indirgediğimizde yine bir sonuç alamayacağız, iki gün sonra yine unutacağız ve bir müddet sonra bu sefer yanan ateş başka yuvaları sarsacak. Bu ülkede bilinçli olarak piç bir kültür oluşturuldu ve bu kültür sadece kadına değil farklı olan her şeye, kendinden güçsüz olan herkese düşman. Bilinçli olarak konu çok dar bir perspektifte tutuluyor çünkü bu piç kültürün koruyucuları geniş pencereden bakmamızı istemiyor ve sırayla bütün yapıları birbirine düşman edecekler. Kadını erkeğe, zengini fakire, köylüyü kentliye, beyazı siyaha ... Olayın özünü asla anlamayağız çünkü hazır şablonlarımız var çünkü bizi yönlendirecekleri yola dünden razıyız. Mehmet ÖZTÜRK
Avaz avaz bağırdım belki de gör istedim artık, Görünmezlik olsaydı amacım haykırmazdım inan. Hani şah damarından da yakındın ya bize, Bugün kâle almamanın bir manası var mıydı? Sana el açmadan önce yemyeşildi her yer, Haykırınca toprak bile ruhuma dönüştü. Bir ses ver, yanındayım de, gör istedim. Bugün de görmemenin bir manası var mıydı? Ruhum çatlayan toprak misali, Sessiz ve de çaresiz. Bir umut bir işaret bekliyor senden; Belki de İnşirah 2'nin derman olacağına İNANARAK. Mehmet ÖZTÜRK
Savaştan yeni çıkan ordusu çok yorgundu Hülâgû Bağdat'a yaklaştığında. Ordusu tam olarak kendine gelsin diye yaklaşık bir yıl Bağdat yakınlarında bir yerde kamp kurup şehri kuşatma altına aldı. O sürede insanlar Halife Mutasım'a hazır Hülâgû ordusunu durdurmuş şehrimizi koruyan surlar çok zayıf bu fırsatı kullanıp surları onaralım diye telkinde bulunmuşlar ama Halife Mutasım hiçbir hazırlık yapmadan işin kolayına kaçıp "Bağdat'a dokunurlarsa Allah onları lanetleyecek" diyerek çevresine cesaret vermeye çalışıyordu. Sonuç ne mi oldu ? Rivayete göre Hülâgû Bağdat'ı ele geçirmek için 800 bin kişiyi(kadın çocuk yaşlı ayrımı yapmadan) katletmiş, son Abbasi halifesi olan Mutasım, kanının dökülmesinin uğursuzluk getireceğine inanılarak oğullarıyla beraber bir halıya sarılarak ölene kadar atlar tarafından çiğnetilmiş ve Dicle Nehri günlerce Bağdatlıların kanı ile kırmızı akmıştı. Belki sonrasında Allah Moğolları lanetledi ama kaderi yanlış yorumlayan Mutasım yüzünden İslam Uygarlığı (özellikle ilmi olarak)bir daha kendine gelemeyecek şekilde yok olup gitti. Günümüzün materyalist dünyasının köşebaşlarında onlarca Hülâgû, Müslüman devletlerin başında ise birer Mutasım... Peki biz ? Biz ise Mutasımlar yüzünden yok olup gidecek Bağdatlılar...
İnsan ve Duygular