Konusu çok çarpıcı, yıllarca Dikran'ın (Ömer olmadan önceki ismi) acısını içinde barındıran Ömer'in toplumsallaşmak ! uğruna vermek zorunda kaldığı tavizler, ailesinin acısı ile başa çıkma çabası ve dönemin devlet yöneticileri tarafından finanse edilen katliamlar...
Belki de günümüzde Karadeniz bölgesindeki milliyetçiliğin kaynağıdır Dikran vb insanların kimliklerinin ortaya çıkma korkusu!
Çok büyük bir heyecanla okumaya başlayıp aradığımı bulamadığım eserlerden biri oldu. Bu kanıya varmanın nedeni belki de bu alanlardaki araştırmalarım ve daha derin bir içerik arzumdu ama...
Santiago ve Manolin.
Görünürde birbirini anlayamayacak kadar yaş farkı olan iki arkadaş ve o yaş farkından da çok daha büyük bir dostluk...
En zor anında bile "çocuğu" düşünmek ve onu bir daha görebilmek için hayatta kalmalıyım diyerek okyanusta olağan üstü bir mücadeleye girişmek ve bu mücadeleyi kazanmak...
Okyanustaki o uzun süren yalnızlıkta kendini,hayatı sorgulaması yaşamak için bile öldürürken çektiği ızdıraptı belki sonrasında onu o yatağa yüzüstü mahkûm eden.
Umut insanı hayatta tutar ve insana mücadele edecek gücü verir. Çocuğun dostluğu olmasaydı Santiago hayatta kalmak için asla o kadar mücadeleye girişmezdi ve tüm o mücadele son bir defa bile olsa dostunun sesini duymak içindi.
Lütfen umut edin,umudunuzu kaybetmeyin zira bizi ayakta tutan en güçlü şeydir umut etmek.
Bu kitabı okuduktan sonra Yaşar KEMAL' e olan hayranlığım daha da arttı. İnsanlığın temel problemleri (düşünce özgürlüğü, baskı, dışlama, asimilasyon vb ruha aykırı zorbaliklar) hayvanlar üzerinden bu kadar mı etkileyici, akıcı ve eksiksiz anlatılır. George ORWEL'in Hayvan Çiftliği kitabında da bu konu işlenmişti fakat Yaşar KEMAL olayı çok daha kaliteli bir şekilde dile getirmiş. Kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap ve çok kaliteli bir hiciv kitabı olmuş.
Asıl patron kim, Zorba mı, Patron mu ?
Patron, kelime anlamı olarak yetkili kimse anlamına geliyor. Kitabı okuduktan sonra beynimi şu düşünce kurcalamaya başladı. "Hayatımızın gerçekten patronu muyuz ?"
Zorba bize şunu gösterdi ki hayatın patronu olabilmek için okumaya, büyük şehirlerde yaşamaya, zengin olmaya çokta gerek yok. Hayatın patronu olabilmek için hayatı okuyabilmek, yaşananlardan ders çıkarabilek gerekiyormuş. ZORBA bunu yapabildiği için sırtındaki ağır yükten kurtulup hayatın PATRONU olmuşken, Patron bunu yapamadığı için Zorbanın öğrencisi ! olmuştur.
Not: Çok akıcı bir kitap fakat ufak tefek kurgusal hataları var. Buna rağmen Zorba'nın dilinden dökülen inciler bunu fark etmenize bile olanak tanımıyor. Muhakkak okunmalı.