Zozan yiğit

Zozan yiğit
@ZozanG19
Kitapmedic
Paramedic
Mersin üniversitesi
Mersin
146 okur puanı
Ekim 2019 tarihinde katıldı
Zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü… 
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Zozan yiğit

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.·
2026 13. kitabı
Ot Dergisi
8.5/10 · 205 okunma
Charles Darwinin Türlerin Kökeninin 1859 da yayınlanmasıyla bilimsel dönüm noktası gerçekleşti. Evrim (ve bu nedenle, diyalektik) insanın anatomik oluşumunda bile işlerlikteydi ve doğal olarak, Marx, Darwin in büyük keşfinden aşırı derecede heyecanlanmıştı! Bu, hemen, maymundan insana geçiş (bu konuda Engels 1876 da bir kitapçık yazacaktı)' ve toplumun evriminin niteliği sorusunu ortaya çıkardı, Marx, 1844 Paris Elyazmalarında, insanı o anda gereksinim duyduklarından daha fazla üretebilme yeteneğiyle hayvanlardan ayırt etmişti,ama şimdi bu yetenek, insan anatomik olarak evrimleştikten sonra edinilmiş bir yetenek olarak da görülebilirdi. Amerikalı antropolog Lewis H. Morgan'in Eski Toplum veya Insanın Vahşilikten Barbarlığa ve Uygarlığa Ilerleme Çizgilerine Ilişkin Araştırmalar'ı 1877' de yayınlamasıyla Marx ve Engelsin aradıkları çözüm geldi. Marx bu kitaptan pek çok not aldı, ama ölümü (1883) Morgan'ın araştırmalarının sonuçlarını eleştirel olarak değerlendirmesini engelledi. Bu işi Engels üstlendi ve 1884'te Ailenin, Ozel Mülkiyetin ve Devle tin Kökeni ni yayınladı. Morgan'in tanımladığı vahşilik durumunda, insan toplumu "esas olarak kolektif" üretimle varlığını sürdürüyordu; üreticiler aynı zamanda tü keticiydiler. Iş bölümü" daha sonra gerçekleşti ve evrim geçirdikçe sınıfları doğur. du, ta ki "uygarlıkta en eksiksiz gelişim düzeyine ulaşan kölelikle, toplumun sömüren ve sömürulen sıniflara ilk büyük gelişimi gerçekleşt." Dolayısıyla, sınıflar ve sınıf mücadeleleri, insanın varoluş sürecinin daha sonraki bir aşamasında, insanın bir artı-değer üretebildigi ve bu nedenle, üretmeye zorlanabildiğı - ve buna sömüren sınıf tarafından el konulabildiği- bir zamanda doğdu. İnsan toplumunda sınıf bölünmelerinin kökenine ilişkin bu belirleyici aydınlatma yapıldıktan sonra,
Sayfa 196·Kitabı okudu
Kapital'in 1. cildinin Rusça çevirisinin yayınlanmasından sonra 1870'lerde Marksist fikirler Rusya'da hızla yayılırken, Marx ve Engels 1870'lerin sonunda Rusya'da bir devrim umudunu besliyorlardı. Hatta Marx, Batı Avrupa' da sosyalist bir devrimle desteklenirse, Rus köylü topluluğunun, önce kapitalist gelişim yoluyla çözülmesine gerek kalmadan, sosyalizme geçişin temelini sağlayabileceği görüşüne eğilim gösteriyordu.
Sayfa 176·Kitabı okudu
Hiç kuşkusuz, Marx ve Engels'in bu algılarının bir geçmişi vardır. UnutulmamaLıdır ki, Komünist Manifesto Şubat 1848'de ilk kez yayınlandığında "Komünizm heyulası" Avrupa da zaten "kol geziyordu". Komünist fikirlerin birçoğu tam olgunlaşmamış biçimde zaten dolaşımdaydı. Örneğin Babeuf, Manifesto dan yarım yüzyıl önce komünizmden söz etmişti. Saint-Simon in yanı sıra, İskoç tarih okulu (Ferguson, Millar) tarihsel materyalizme ilişkin birtakım temel fikirleri ortaya koymuştu. Lorenz von Stein, modern toplumda ana tarihsel güç olarak proletarya kavramını ortaya atmıştı. Kendilerinin de kabul ettiği gibi, Karl Marx ve Friedrich Engels bu fikirlerin ilk yaratıcıları değillerdi. Ama Manifesto, üç nedenden dolayı öne çıkıyordu. Birincisi, Manifestỏnun genç yazarları, bu belirli içgörüleri bir araya getirerek, bu içgörülerin her birine kesinlik ve sağlamlık kazandırmakla kalmayıp, bütününe muazzam bir güç de katan baş döndürücü bir teorik yapı kurdular. Özellikle, tarihi birbirini izleyen dönemlerin ve kişilerin oluşturduğu bir olaylar dizisi olmaktan çıkarıp analiz konusu haline getiren materyalist tarih anlayışının güçlü bir biçimde sunuluşu büyüleyicidir. Ikincisi, tarih boyunca süren sınıf mücadelesi efsanesinin bir sonunun olduğunu ve bunun, her türlü sınıf egemenliğini sona erdirmek üzere proletaryanın kendini egemen sınıf olarak örgütlediği toplumsal bir devrim biçiminde gerçekleşeceğini öngördüler (Bu daha sonra "proletarya diktatörlüğü" olarak adlandırılacaktı). Üçüncüsü ve en önemlisi, gerçekleştirilecek olan bu sonun nesnel koşullarını,kendi doğasında var olan yasaların işlemesiyle bizzat burjuva toplumunun yaratmakta olduğunu ileri sürdüler. Bu toplum, insanlık tarihinde ilk kez, asıl ezilen sınıfın en tutarlı şekilde devrimci ve enerjik sınıf olmakla kalmayıp,
Sayfa 174·Kitabı okudu