Henüz kelimeleri bilmiyorsun, ama dünya sana zaten bir dil gibi akıyor. Gözlerinle konuşuyorsun, dokunuşlarınla anlatıyorsun. O yüzden sana yazdığım bu mektup aslında sana değil… içimde hâlâ yaşayan sana.
Şunu bilmeni isterim: Büyüyeceksin. Ve büyümek, herkesin anlattığı gibi sadece boyunun uzaması değil. Bazen içinin daralması, bazen kalbinin taşması olacak. İnsanlar girecek hayatına, bazıları kalacak, bazıları iz bırakıp gidecek. Ama sen… hep hisseden taraf olacaksın. Bu senin en büyük gücün olacak, zayıflığın değil.
Bir gün seveceksin. Öyle herkesin sevdiği gibi değil… kendinden parçalar vererek, içinden duvarlar yıkarak seveceksin. Ve belki de en çok orada incineceksin. Ama bil ki, bir kalbin kırılması onun kötü olduğu anlamına gelmez. Bazen en güzel kalpler en çok çatlayanlardır.
Kendini anlatmakta zorlanacağın günler olacak. “Beni kimse anlamıyor” diyeceksin. O anlarda dönüp sana bakmak isterim… Şu anki sana. Çünkü sen anlaşılmaya ihtiyaç duymadan varsın. Safsın. Gerçeksin. Ve hiçbir açıklamaya ihtiyaç duymuyorsun.
İleride çok şey olmak isteyeceksin. Belki yazacaksın, belki dünyalar kuracaksın, belki de sadece birinin kalbinde iz bırakacaksın. Hangisi olursa olsun, şunu unutma: Sen zaten bir hikâyesin. Ve en güzel kısmı, hâlâ yazılıyor olman.
Bazen çok yalnız hissedeceksin. Ama aslında hiçbir zaman tamamen yalnız olmayacaksın. Çünkü ben buradayım. İçinde. Seninle büyüyen, seninle kırılan, ama yine de seni bırakmayan o yanın…
Kendine iyi davran. Çünkü ileride herkes sana iyi davranmayı bilmeyecek. Ama sen… kendini sevmeyi öğrenirsen, hiçbir eksiklik seni eksik yapamayacak.
Ve son bir şey…
Ne olursa olsun, hissetmekten vazgeçme.
Çünkü sen, hissettikçe varsın.
Sevgiyle..
-11.633. gününden