İnsan bazen gerçeği değil, gerçeğin etrafında dolaşmayı seçiyor.
Ben de öyle yaptım.
Adını koymadım, koyamadım… çünkü koyarsam bitecekti.
Oysa bitmeyen şey sevgi değilmiş,
benim inkârımmış.
Senin duyguların vardı.
Bunu inkâr edemem.
Gözlerinde yakaladım bazen,
başka cümlelerde duydum,
başka insanlara verdiğin sıcaklıkta gördüm.
Yani sen… hissedebiliyordun.
İşte en çok bu yordu beni.
Çünkü bir insanın sevememesi değil,
sevebildiğini bilip sana vermemesi ağır geliyor.
Duygularını istediğinde gösterebildiğin biriydin.
Ama bana gelince,
sanki içindeki bütün kapılar sessizce kapanıyordu.
Ben o kapının önünde bekledim.
Uzun süre.
Sabırla değil… umutla.
Ama umut da bir yerden sonra insanı inciten bir alışkanlığa dönüşüyor.
Kendime şunu söyledim defalarca:
“Belki yanlış zamandayım.”
“Belki biraz daha kalırsam…”
“Belki bir gün…”
Ama hiçbir “belki”,
bir insanın seçmediği şeyi değiştirmiyor.