İnsan, farkında olmadan birbirinin hayatına dokunuyor. Kimi bir selamıyla giriyor ömrüne, kimi bir bakışıyla, kimi de en savunmasız yerinden. Ve sonra gidiyorlar…Kimi ses olurak kalıyor içinde, kimi yara. Ama herkes bir iz bırakıyor giderken...
Çünkü bazı insanlar vardır, yıllar geçse bile adını duyduğunda içinde ince bir sızı dolaşır.Sana kendini eksik hissettirmiştir çünkü. Sevilmeye değmezmişsin gibi, hep biraz fazla gelmişsin gibi, biraz yanlış zamanda doğmuşsun gibi… Onların bıraktığı iz, zaman geçtikçe kabuk tutan ama hiçbir zaman tamamen kapanmayan yaralara benziyor...
Ama bazı insanlar vardır… Onlar gittikten sonra bile içini üşütmezler. Varlıkları geçse de şefkatleri kalır. Bir şarkıda gülümsetirler seni, bir sokakta ansızın aklına düşerler. Canın yanmaz artık; sadece bir zamanlar gerçekten sevildiğini hatırlarsın. İşte güzel iz budur bence. İnsan hayatından çıkmış olabilir ama senden bir şey eksiltmeden gitmiştir. Kendine olan inancını almamıştır mesela. Seni sevgiden soğutmamıştır. Hâlâ birine sarılırken korkmuyorsan, bir gün yeniden gülebileceğine inanıyorsan, demek ki birileri sana güzel dokunmuştur.
İnsan en çok da kendini kimlerin yanında unuttuğunu hatırlıyor. Çünkü bazı sevgiler insanı büyütmüyor, küçültüyor. Sürekli kendinden eksilterek seviyorsun. Daha anlayışlı olayım, daha sabırlı olayım diye diye bir bakıyorsun aynada senden geriye bir şey kalmamış. İşte o zaman anlıyorsun; herkesin bıraktığı iz kıymetli değil.
Ve zaman biraz da bunu öğretiyor galiba bize kimin ardından yas tutulur, kimin ardından şükredilir…Çünkü bazı insanlar hayatına bir kış gibi giriyor. Her şeyi soldurup gidiyorlar. Bazılarıysa kısa sürmüş bir ilkbahar gibi… Üzerinden yıllar geçse bile bir çiçeğin kokusunda hatırlıyorsun onları.
Belki de bu yüzden mesele iz bırakmak