İhtimaller demişsin Nisera... Hangi ihtimalleri yaşamak istersin ? Hangisinin peşine düşmek için hala bu gözleri açık tutarsın merak ettim. Kalbini paramparça eden, o bahar bahçe gamzeni solduranın elinde kalan son bir ihtimal mi seni ayakta tutan? Yoksa onun için başka kollarda yeşerecek yabancı ihtimallerin sızısı mı damarlarında dolaşan?
Sahi, bunca karmaşanın bunca gürültülü gidişin ortasında kendin için ayırdığın tek bir ihtimalin var mı? Kendi gökyüzünde, başkasının kanat çırpışına muhtaç olmayan bir mucize bekliyor musun hala? Bütün bu ihtimaller labirentinde, çıkışı değil de sadece o tanıdık acıyı arıyor gibisin. Sanki ruhun, seni en çok yıkanın kıyısında dinlenmeye alışmış.
Belki de en acı ihtimal; onun yokluğunda var olmaya çalışırken, onun hayaliyle yok olmandır. Kalbindeki o derin çatlaklardan sızan ışığın, başkasının karanlığını aydınlatmasına izin mi vereceksin? Gamzene gömülen o kederin, bir gün neşeye evrileceğine dair inancını hangi kuyuda bıraktın? İnsan, en çok da kendini iyileştireceğine dair olan o "belki"yi kaybettiğinde yaşlanır.
Şimdi bir düşün Nisera; hayatın sunduğu o uçsuz bucaksız sofrada, payına sadece hüzün mü düşmeliydi? Şiirsel bir dokunuşla dökülen bu yaşlar, sadece gidenin ardından yakılan bir ağıt mı, yoksa yeniden doğacak olanın sancısı mı? Kendini sevme ihtimalini, bir başkasının insafına bırakamayacak kadar değerlisin. Kırılan her parçan, aslında seni daha geniş bir manzaraya açmak için yer açıyor olabilir.
Dilerim ki o gözler, sadece gidenin gölgesini değil; sana ait olan, seninle parlayacak olan o taze ihtimalleri de görür. Kalbinin yıkıntılarından yeni bir şehir kurma ihtimalin her zaman var. Gamzene o eski ışıltısını verecek olan, belki de hiç beklemediğin bir sokak başında, sadece senin için çarpan bir kalbin ihtimalidir.