Zukoddd

Zukoddd
@Zukod
Bazen okur bazen yazar..Bazen okumaz sadece izler.Nefes alır ama yaşamaz
Lisans
31 Mayıs 1994
7 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
ben böyle sevilmeyi haketmedim Nisera
İnsan kimi seveceğini gerçekten seçemiyor galiba.Çünkü seçebilseydim seni sevmezdim. Kendime bu kadar yabancılaşacağım bir yolu seçmezdim. Geceleri uykum kaçsın, bir mesajın gelip gelmemesi bütün ruh halimi değiştirsin istemezdim. Bir insanın sesi içimde bu kadar yer etsin istemezdim. Ama oldu işte. Sen benim başıma geldin Nisera Sessizce oldun hem de. Önce sadece ilgiydin, sonra alışkanlık, sonra huzur sandığım şey oldun. İnsan bazen birine âşık olduğunu anlamıyor bile. Bir bakıyor sadece, onun yokluğunda içindeki bütün sesler çoğalmaya başlamış. Ama ben seni sevmeyi seçemediysem, sen de beni böyle sevmeyi seçmeyebilirdin. İnsan sevemeyebilir, bunu anlıyorum. Kalp bazen olmuyordur gerçekten. Ama bir insan başka bir insanı eksilte eksilte sevemez. Bunu seçiyor çünkü. Görüp susmayı seçiyor. Kırıldığını anlayıp devam etmeyi seçiyor. Seni kaybetmekten korkan birinin korkularını büyütmeyi seçiyor. Ben senin sevgine razı olmak için kendimden vazgeçerken, sen bunu izlemeyi seçtin. İşte insanın canını en çok bu yakıyor. Sevilmemek değil belki. Yanlış sevilmek. Birinin seni sevdiğini söyleyip ruhunu yavaş yavaş yorması. Farkında mısın bilmiyorum ama ben senin yanında biraz diken üstündeydim. Sanki fazla konuşsam gidecektin, fazla susarsam uzaklaşacaktın. Ne yapsam eksik kalıyordu. İnsan sevildiği yerde böyle hissetmezmiş sonradan öğrendim. Sürekli tetikte yaşamazmış. Bir mesajı geç geldi diye içinde felaket senaryoları kurmazmış. Ama ben kuruyordum. Çünkü sen bana hiçbir zaman tam bir güven vermedin. Hep biraz yarım bıraktın beni. Ne tamamen vardın ne tamamen yoktun. İnsan en çok da belirsizlikte yoruluyormuş. Bir kapının önünde yıllarca beklemek gibi. Çalınmayan ama kapanmayan bir kapının önünde. Bazen düşünüyorum da sen beni gerçekten sevseydin sesimi kısmak zorunda kalır
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Allah'm sen beni öfkeliyken içimden geçenleri yapmaktan koru..
İhtimaller Labirenti
İhtimaller demişsin Nisera... Hangi ihtimalleri yaşamak istersin ? Hangisinin peşine düşmek için hala bu gözleri açık tutarsın merak ettim. Kalbini paramparça eden, o bahar bahçe gamzeni solduranın elinde kalan son bir ihtimal mi seni ayakta tutan? Yoksa onun için başka kollarda yeşerecek yabancı ihtimallerin sızısı mı damarlarında dolaşan? Sahi, bunca karmaşanın bunca gürültülü gidişin ortasında kendin için ayırdığın tek bir ihtimalin var mı? Kendi gökyüzünde, başkasının kanat çırpışına muhtaç olmayan bir mucize bekliyor musun hala? Bütün bu ihtimaller labirentinde, çıkışı değil de sadece o tanıdık acıyı arıyor gibisin. Sanki ruhun, seni en çok yıkanın kıyısında dinlenmeye alışmış. Belki de en acı ihtimal; onun yokluğunda var olmaya çalışırken, onun hayaliyle yok olmandır. Kalbindeki o derin çatlaklardan sızan ışığın, başkasının karanlığını aydınlatmasına izin mi vereceksin? Gamzene gömülen o kederin, bir gün neşeye evrileceğine dair inancını hangi kuyuda bıraktın? İnsan, en çok da kendini iyileştireceğine dair olan o "belki"yi kaybettiğinde yaşlanır. Şimdi bir düşün Nisera; hayatın sunduğu o uçsuz bucaksız sofrada, payına sadece hüzün mü düşmeliydi? Şiirsel bir dokunuşla dökülen bu yaşlar, sadece gidenin ardından yakılan bir ağıt mı, yoksa yeniden doğacak olanın sancısı mı? Kendini sevme ihtimalini, bir başkasının insafına bırakamayacak kadar değerlisin. Kırılan her parçan, aslında seni daha geniş bir manzaraya açmak için yer açıyor olabilir. Dilerim ki o gözler, sadece gidenin gölgesini değil; sana ait olan, seninle parlayacak olan o taze ihtimalleri de görür. Kalbinin yıkıntılarından yeni bir şehir kurma ihtimalin her zaman var. Gamzene o eski ışıltısını verecek olan, belki de hiç beklemediğin bir sokak başında, sadece senin için çarpan bir kalbin ihtimalidir.
Ona iyi bak Calendula
Bugün seni gördüm onun ellerinde Calendula.Turuncu yaprakların avuçlarının arasında usulca duruyordu. Muhtemelen renginden dolayı kopardı seni dalından çünkü o, güzel olan şeylere hiç dayanamaz.Güzelliği sevmek yerine yanında taşımak ister ama yine de onun ellerinde olman kötü görünmüyordu. Çünkü bilmez belki ama elleri şefkatlidir onun.Canı çok yanmış insanların elleri öyle olur; kırmayı bilseler bile dokunurken incitmekten korkarlar. Bir zamanlar beni de koparmıştı köklerimden.Öyle ansızın, öyle derinden… Başta bunun yalnızca bir kırılış olduğunu sandım. Oysa koparılmak ölmek değilmiş başka bir toprağa gömülmekmiş. İnsan bazen yeniden çiçek açabilmek için koparılırmış hayatından. Fakat beni bir kenarda bırakmıştı; soluşumu uzaktan izleyen sessiz bir mevsim gibi. Ben kururken o belki bunu fark etmedi bile. Ama sen farklısın Calendula. Sen onun en sevdiği renksin;güneşin yeryüzündeki gölgesi, sonbaharın en dirençli müjdecisisin.Seni soldurmaya kıyamaz. Hele bir de seni severse… koptuğun o yaradan öyle bir filizlenirsin ki, bir bakmışsın koca bir bahçeye dönüşmüşsün.O kendi sevgisinin büyüttüğü şeyleri hiç göremedi zaten. Şimdi senden bir ricam var Calendula. Benim yerime sarıl ona. İnsan bazen bir insandan değil,bir histen mahrum kalır. Hani bazı sarılmalar insanın içindeki yangını sessizce söndürür ya… Öyle sarıl. Gece olduğunda omzuna başını koymuş bir dost gibi konuş onunla. “Geçecek,” de. “Korkma, yeniden çiçekler açacağız,” de. Çünkü o kendi iç bahçesinde uzun süredir kışı yaşıyor. Ve bazen bir insanın yapamadığını bir çiçek başarır; yeniden yaşama isteği verir. Benimle açamaz artık belki. Bazı hikâyeler yarım kaldığında devam etmeye zorlanmamalı. Ama siz… Siz birlikte bir bahçeye dönüşebilirsiniz. Sen onun pencere kenarında duran küçük bir umut olursun, o da