Sen bana hiç gelmedin, ama ben de senden hiç gidemedim. En acısı da ne biliyor musun? Gözümün önünde etimi kemiğimden sıyırdın, yine de vazgeçemedim senden. Ve yine de bilmiyorsun beni. Hiç bilmedin. Belki de hiç bilmeyeceksin.
O kim miydi?
O çocukluğumdan beri takıntılı olduğum çocuktu. Her zaman etrafında olmama rağmen beni fark etmeyen, adımı bile bilmeyen çocuktu O, arkadaşım ona fotoğrafımı gösterip "Bu kız sizin okuldan mı?" diye sorduğunda, "Onu hiç görmedim, muhtemelen bizim okuldan değil," cevabını veren çocuktu. O Pamir Yelkıran'dı O tebessüm ederek kafasını yere eğerken sağ yanağındaki gamzesini çıkartan ve küçük çaplı kalp krizlerime zemin hazırlayan çocuktu. O benim ilk kalp ağrımdı, tutunmak isteyip; tutunamadığımdı. Yarım kaldığım, yanına kalamadığımdı. İmkansızımdı. Bilinmezimdi. Katilimdi. Kıyamadığımdı.