Zaten, bir felakete sükûn ve itidalle tahammül edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir. Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateş yandığı; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kanadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...
Her bilgiye ulaşmış olan insan da aslında bilgi sahibi olmuyor.
Neden?
Çünkü hayatınızın içinde kullanmadığınız, yaşamanızı kolaylaştırmayan ya da yaşamınıza değer kaymayan bilgi, yani kullanım dışı bilgi, ıskarta bilgidir, hükümsüzdür, çalışmıyordur, dolayısıyla işe yaramıyordur. İşe yaramayan bilginin hamallığını yapmak, kişiye değer katmaz, sadece kaygı yaratır, beceriksiz/yeteneksiz hissettirir. "onca bilgi hayatımda ne işe yaradı ki, hâla hiçbir sorunumu çözemiyorum işte" dedirtir.