Başlangıçta ne diye yaratıldığımı bir türlü anlayamıyordum. Ama şimdi anlamaya başladım: bu güzel dünyanın gizli yönlerini bulmak, mutlu olmak, bütün bu şeyleri düşünüp bize verene şükretmek.
Hindistan’a yolu düşen her gezgin kişi, ister istemez, bu ülkenin beş altın kuralını öğrenecektir:
(1) Her zaman çay zamanıdır. (2) Her insan doktordur. (3) Her yer tuvalettir. (4) Her şey mümkündür. (5) Problem yok!
Sokaklarda tek tük rastladığım Eskimoların (bu sözcük çiğ balık yiyen anlamına geliyor ve artık politik olarak doğru bir sözcük olmadığı genel kabul görüyor) ya da doğru deyişle İnuitlerin hep kederli bir görüntü verdiklerini söylemeliyim. Onların haline yansıyan bu hüzün insanı düşündürüyor. Atayurdundan ayrı düşmüş ve hep sıla hasreti içinde olduklarını sandığım bu kederli insanlar, birer başkaldırı anıtı gibi dolaşıyorlar sokaklarda. “Buradayız ama, buraya ait değiliz” der gibiler.