Ah bu heyecanlar, bu ateşi titremeler! İşte, aşk da zaten bunlar değil midir? İnsanı yok eden, fakat büyük bir savaş kazanmış kumandanın mutluluğuyla insanı sarhoş edip, sonra arkası kesilmeksizin devam eden ilk başarının sarhoşluğu… Korkuyla titreyen, hiçbir zaman emin olunmayan bir zafer kazanmışların zevkiyle devam eden ilk aşk zamanları… Sonra bir an gelir ki başarı ve zafer tamamlanır. Günlerden beri bin endişe, bin ıstırap, bin heyecanla devamından emin olamayarak kıvrandığımız mutluluk gerçekleşir.
Şimdi anlıyordum; dünyaya ilgisiz, bir hayalet gibi hissiz gezmesinin sebebini şimdi takdir ediyordum. İnsan veda edeceği güzel şeyleri acı bir intikam hissiyle kayıtsız kalmak ister.