Zynp Krbbr

9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2024 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2024 13:08
Okuması çok zevkli, tek oturuşta bitirilebilen bu kitap, felsefenin hatta mantığın mukaddimesi niteliğinde. Hacminden, üslubundan, kapak tasarımından anlaşılacağı üzere çocuklar için yazılmış bir kitap. Ancak felsefeye yeni başlayan herkes için de çok istifadeli olacağı kanaatindeyim. Kitap soru cevap şeklinde ilerleyen merak uyandırıcı diyaloglara sahip. Ebeveynlerin çocukları ile beraber yorumlayarak, düşünerek, kendi fikirleri alınarak bu kitabı okumasının, ilerde sorgulayan, akıl yürütmeyi bilen bireyler meydana getireceğini düşünüyorum. Kitap felsefenin uzaklarda değil, bizzat hayatın tam içinde hatta ta kendisi olduğunu da öğretiyor. Beklemediğim şey ise, hacminin küçüklüğüne rağmen öz ve anlaşılır bir üslupla felsefeyi özetlemesi. “Felsefe yapmak sadece düşünmek, fikirlere sahip olmak değildir. İnsanın kendi düşüncelerini incelemeye başlamasıdır. Bu fikirlere dışarıdan bakmak, kafanın içinde temizlik yapmak istemek gibi bir şey...” (sf.23) “Aklın en büyük hırsıdır bu: dünyayı bütünüyle anlayabilmek.” “Kimi zaman filozofların çok sevilmemesinin nedeni de budur: Uyumamıza engel olurlar, uyandırırlar bizi. Onlar yüzünden yola koyulmamız gerekir...” (sf.29) “Fikirler felsefeden önce vardır. Bu fikirleri yaratan felsefe değildir. Felsefenin işi daha çok bu fikirleri test etmek, deneyden geçirmek, incelemek, doğru fikirlerle yanlış fikirleri ayırmaktır.” (sf.19) “İşte böyle... Fikirler hasta edebilir ya da sağlıklı bir yaşam kazandırabilirler! Şimdi bunun yaşamak için ne kadar önemli olduğunu anlıyor musun?” (sf.20) Felsefenin kısaca tarihini; ilk çağ , orta çağ ve günümüz felsefesinin ayrımlarını da yapması yine bu alanda ilk bilgi edinimi açısından değerlendirirsek gayet yeterli. Zira yazarın amacı da tam olarak bu. Keyifli okumalar...
Alıntı
Kızıma Felsefe ÖğretiyorumRoger-Pol Droit · Say Yayınları · 2013365 okunma
Reklam
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2023 00:59
Hay bin Yakzan, hayatıma ilkokul yıllarında çizgi film formunda girdiğinden, bunu felsefi açıdan değerlendirebilecek bir yaşta olmadığımı siz de tahmin edersiniz ki söyleyebilirim. Sonraki yıllarda ara ara bu kitabı tavsiye edenleri duysam da hep bir kulak arkası etmişliğim de vardı, ne kadar kitap okumayı sevsem de. Sanırsam bunun bir nedeni de felsefeyle aramızın pek iyi olmayışı ve daha zor, anlaşılmaz bir dil beklememdi. Fakat şu an okuduğum kitaplar içinde bu kitaba ne kadar geç kalmış olduğumu üzülerek itiraf ediyorum. Bu tek kelimeyle muhteşem yapıt, sadece her Müslümanın okuması gerektiği değil, bütün insanların, özellikle İbn-i Tufeyl’ in Hay bin Yakzan‘ını ilkokul 4 veya 5. sınıflarda okunması zorunlu hale gelmeli diye düşünüyorum. Şerafettin Yaltkaya'nın yapmış olduğu giriş, her iki felsefi hikayeyi anlamamız bakımından çok iyi düşünülmüş, kozmogoni (evrendoğum), ruhbilim, dirimbilim hakkında verilmiş öz ve salt bir girişti. Özellikle, İbn-i Sina'nın Hay bin Yakzan’ını okurken bu bilgiler gerçekten gerekliydi. Zira hikayeyi İbn-i Sina gibi birçok ilimde derinleşmiş bir alim ve filozofa göre teşbih bakımından yetersiz ve olay örgüsü bakımından anlaşılmaz bulduğum noktalar vardı. Daha çok “iklimler” üzerinden verilen ve öğüt tarzında devam eden örneklerde, girişi anlayarak okumama rağmen çoğu kez dipnotlara bakarak gerçekte, felsefi olarak neyi kastettiğini anladığım durumlar oldukça sıktı. Yanlış bulduğum bir diğer nokta ise, İbn-i Sina'nın Hay bin Yakzan’ ında, Hay’ın bilgiye ulaşırken, keşfederken gökten yere doğru bir aydınlanış tasvir etmiş olması. Halbuki insan yerdeyken yakını bırakıp uzak olan göğü anlamaya, bilmeye ( anlatmaya, öğretmeye) çalışması ne derece mantıklı olduğu konusundaki düşüncem. Kısa olan bu birinci Hay bin Yakzan’da en
Alıntı
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
Açıkçası bir kitabı hiç bu kadar sündürerek okumamıştım. Hem de bu kadar ince olmasına rağmen. Ve son 20 sayfasına kadar anlamamıştım . Bananeydi Orozkul denenin yaptıklarına susan ve karşı koymaktan aciz bir avuç ormancıdan. İnsanlar ve ifade ettikleri karakterler son 20 sayfada kafamda oturdu. Keşke başlamasaydım dediğim kitabı, ağlayarak kapattım. Ben kitaptan şunu çıkarttım. İnsanların, atalarından kalmış, varlığıyla her alanda güzelleştiren, yokluğuyla tatsızlaştıran inandıkları, sevdikleri şeyleri, bazen karşısına çıkan kötü insanlar alaya alabilirler ve hatta onu önlerine koyup yiyerek sindirmeye çalışabilirler. Bazılarımız buna karşı çıkamayız, düzene boyun eğmek zorunda kalırız, bazıları ise küçüklüğüne rağmen bu durumu kabul edemez ve küçüklüğünü kabul ederek yapabileceği en büyük şeyi yapmaya çalışır. Çekip gitmek gibi, oraya ait olmamak gibi... Bu aslında bir baş kaldırıdır, ben sizden değilim demek gibi... Asla bir son değil. Ölmek hiç bir zaman bir son olmamıştır. Ne mutlu kötülüğe karşı , küçük-büyük farketmeksizin karşı çıkabilenlere !
Edebiyat
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma